Read Zamanın Farkında by Şule Gürbüz Online

zamann-farknda

"Hayatı anlayamamak kadınları anlayamadığını söyleyen adamın sözü kadar perişan bir ifade gelir bana. Be nabekâr, kadını anlayıp da ne yapacaksın, yapacağın değişecek mi? Peki hayatı ne yapacaktım? Onu anlayayım diye psikanaliz mi öğrenecektim, Jung'ları, Laing'leri okuyup şizofreni yolculuklarına mı çıkacaktım, şeyhleri ayrı, doktorları ayrı mı etekleyecektim, kendimle il"Hayatı anlayamamak kadınları anlayamadığını söyleyen adamın sözü kadar perişan bir ifade gelir bana. Be nabekâr, kadını anlayıp da ne yapacaksın, yapacağın değişecek mi? Peki hayatı ne yapacaktım? Onu anlayayım diye psikanaliz mi öğrenecektim, Jung'ları, Laing'leri okuyup şizofreni yolculuklarına mı çıkacaktım, şeyhleri ayrı, doktorları ayrı mı etekleyecektim, kendimle ilgili hem de bu dünyama ait bir söz söyleyecekler diye kulak mı kabartacaktım? Söz doğru olsa zaten kaçardım, yalan olsa bayılır tekrarını duyayım diye yapışırdım da bunun neye faydası olurdu? Zavallı Reich gibi dolaplar yapıp içine mi girseydim, o pos bıyıklı filozof gibi coşkunluk seline mi kapılsaydım, ikinci benlik, birinci benlik öndeki, arkadaki, birincinin sesi, ikincinin ayak sesi diye huzursuzluk ve yetersizlikten tuhaf ama kibirli bir dünya mı inşa etseydim, kibrimin nedenini anlatacağım diye canım mı çıksaydı, birinin ruhu az öteye kıpırdayabilsin diye elli sene gırnata mı çalsaydım, zaten öbür dünyada göreceğim cini, mekiri, meleği göreceğim diye gece üçlerde kalkıp namaza mı dursaydım, avizeler sallanıyor, başım secdeden bir saatten evvel doğrulamıyor diye sonra kime anlatsaydım, arabayla on iki saatlik yolu kendimden geçerek iki saatte almış olsam bile varacağım yere on saat evvelden gelip de ne yapsaydım?"...

Title : Zamanın Farkında
Author :
Rating :
ISBN : 9789750509292
Format Type : Paperback
Number of Pages : 199 Pages
Status : Available For Download
Last checked : 21 Minutes ago!

Zamanın Farkında Reviews

  • Ludmilla
    2019-01-28 14:57

    Kitabın ilk hikayesini sevmekle birlikte çok yorucu bir okuma olduğu için devamını getiremedim. İçe bakış - dışa yansıtış olayını severim,evet, ama çok sıkışık olduğum bu zamanda okuduğum her satırın beni allak bullak etmesini, üç sayfanın ardından bin sayfalık bir kitabı okumuşçasına yorgun olmayı değil. Bunu tercih etsem Proust okurum zaten. Yine de tekrar okumayı deneyeceğim, Kambur'u seversem kitaba dönmem muhtemel olduğundan bu rafta kalsın en iyisi. :)

  • ehk2
    2019-02-21 16:48

    Bir çırpıda kavrıyoruz ki insan diğerini tanıyamıyor -işin kötüsü, kendisi de kendini tanıyamıyor. Arada zaman akıp gidiyor işte.Dergideki uzun röportajında yanlış mı algıladım bilemiyorum, elitist bir kibir, isim bolluğu, büyük ve kesin hükümlü konuşma sezmiştim (zamanında hayran olduğunu söylediği birçok ismi sevmiyorum: tamam, bir karşıtlık olarak değil ama Yes yerine Can, Genesis yerine Camel, Tamburi Cemil yerine The Clash, Peyami Safa yerine Nazım Hikmet). Bir de, kulağa haklı gelen o kadar çok nokta olduğu için mümkün olamaz herhalde diyordum. Kitabı da biraz önyargıyla okudum, direndim, kendimce kulp takmaya çalıştım ama pes ediyorum -hele son, Aslan Bey'in hikayesi neydi öyle!Kendi cetvelimce:Yoğun, kapalı, uğraştırıcı, şaşırtıcı, öğretici, mest edici. Üslup çeşitleniyor. Çoğu yerde, eşzamanlı ve alakasız okuduğum Perihan Mağden'e benzeyen kara mizah var; Atay veya Pamuk'ta gördüğüm tasvirleri uzatma, örnekleri çoğaltma, cümleyi mümkün olduğunca uzunlaştırma var. Aforizmalar çok ya da iki cümlede bir durup hazmetmek, değerlendirmek için yavaşladığınız, bazı pek orijinal pek yerinde gelen sözler, benzetmeler çok. Mesela, "gençlikte insanın içi bomboş olduğundan içine ne düşse büyük gürültü çıkarıyor elbette" lafı kendi üstüne de dönüyor [ilk kitabı Kambur]. Öyküleri ortak bir temadan başka öğeler de birbirine bağlıyor. Bir öyküde sadece orta kırattaki insanların daima keyifli olduğunu söyletiyor, sonrakinde bunu takvimde geçen beylik bir söz yapıyor. Okuyucuya ipucu yakalama fırsatı tanıyor ama öyle kapalı ki, hep başka bir anlam saklı gibi [yine, Francis Bacon'da ne tür bir bağlantı, bit yeniği var acaba? belki de yoktur!]. Sonra ne kadar çok dini, musikiye ait, eski devre ait kelime, gündelik dildeki deyiş var! Bu hallere mutlak bir aşinalığı olmalı yazarın. Hem gelenekle [ama şimdiki muhafazakarlar gibi değil, daha bir aristokratikvari havada -tamam Üsküdar da var ama daha yukarı Boğaz tarafları] ünsiyet var hem de, o geleneksel, o asırları aştığı için, üzerinde uzlaşıldığı için, içinde bir tür hikmet barındırdığı sanılan şeyler de dahil olmak üzere herşeyle dalga geçme, herşeyi yavan ve bayağı bulma, herşeyi zaman karşısında kifayetsiz görme kabiliyeti var. Bir de sanırım, Aslan Bey'le müzik hocası kendisi; niye erkeğe çevirmeye tercih etmiş acaba?(view spoiler)["Peki güzel sesinden ne zaman ilahi dinleyeceğiz?" sorusu.Sen kat karıştır Heidegger'i, son nefesinde şahadet getirmiş dediğin Byron'ı, sümme haşa "Tanrı öldü," derken aslında neyi kasteden Nietzsche'yi, gizli Müslüman Goethe'yi, Kant'tan üstün değil mi canım Gazali, hele kıymeti bilinmemiş Sühreverdi, "Şeyhim Güldür" ilahisini çalmış da şiir diye söylemiş taa ne zamandan Silensius, ne zaman ki Saadettin Heper'den kudüm ikalarıyla dinledik, yakalamadık mı ortaçağ hırsızını ince yerinden, sözün en koyulduğu, az Foucoult, az Derida, az Althuser, bir ölçü Iraki, ağzının iki yanı iştahtan, söyleyebildiklerinden köpüklenmişken yine o durgun yüzlü saate bakıp:"Namaz geçiyor," dedi mi? Dedi. (s.139)[sic.] (hide spoiler)]İlgisiz not: Bu arada, 'zaman' ne kadar sık kullanılan bir o kadar da manasız olan bir kelime (birçok şeyi karşıladığından dolayı). twitter'a, forumlara, kendi yazdıklarımıza filan bakın. Vakit, süre, an, kez, defa, saat, dönem, devir ... Zaman kelimesini kullanmamaya çalışmak gerek aslında. (Yazarın kullanmayı sevdiği kelimenin biriyle söyleyeyim: ziyadesiyle 'sakil'). Daha doğrusu, kelimeyi birinci anlama saklamalı, diğerleri için kez, defa, -de,-da vs. demeli.

  • Mustafa Şahin
    2019-02-04 13:02

    Proustvari uzun cümleler, Tanpınarvari zamanla içli dışlı ifadeler... Ha deyince okunacak öyküler değil. Şule Gürbüz harika bir yazar. Laf olsun diye yazılmış cümlesi yok desem yeridir. Muhakkak okunmalı.

  • Erdinç
    2019-02-02 12:57

    Şule Gürbüz potansiyeli büyük bir yazar. Meslektaşı pek çok “genç” yazarın aksine diyecek sözü olan, yaratıcı bir yazar. Ancak iyi bir yazar olmak, yaratıcı olmak, yerinde tespitli derin sözler söylemek maalesef her zaman ortaya çok iyi bir metnin çıkmasını sağlamıyor. Zamanın Farkında isimli kitaba ilk öyküsü Müzik Hocası’yla harika bir giriş yapıyoruz. Yazar, ilgiyi canlı tutan bir öykülemenin arasına serpiştirilmiş “zihin akışı” cümleleriyle ilerleyen bu bölümde okuyucuya adeta küçük çaplı bir edebiyat ziyafeti çekiyor. Fakat ne olduysa da bundan sonra oluyor ve hem bu öykünün devamında, hem de kalan öykülerde (son öykünün kitabın tekrar parlama yaptığı son kısımları hariç), herhangi bir bütüne dair bağlamını büyük ölçüde yitirmiş, ettiği anlamlı ve büyük cümleleri içinde ezen bir anlatımdan ötesini göremiyoruz. Şule Gürbüz’le ilgili, monologvari bir yöntem izlediği, okuyucuyu işin içine katmak, onunla tartışmanın içine çekmek yerine, keskin tespitlerle vaaz veren bir konumu yeğlediği eleştirilerine büyük ölçüde katılıyorum. Ancak bu elbette Şule Gürbüz’ün kendi tarzında önemli, dikkate değer bir yazar olduğu, eleştirilerin de ancak bu ölçüde anlamlı olabileceği gerçeğini değiştirmiyor.

  • melis
    2019-02-21 09:14

    Daha önce iki kere okumaya çalışmıştım bu kitabı ve ikisinde de ilk öykünün yarısına gelemeden bırakmıştım, ağır gelmişti o zaman. Şimdi bakıyorum da aslında çok akıcı bir anlatımı var, belki de beni korkutan buydu önceki okumalarımda. Öyle gürül gürül akıyor ki cümleler insan hangi taşa, kayaya çarpacağını kestiremiyor bu akışta. Ne desem bilemiyorum aslında, beklediğimden çok daha fazla etkilendim kitaptan. Yaşadığım ve yaşamadığım tüm hayatların tanıdıklığını buldum kitapta. Şule Gürbüz'ün kendini ifade ediş tarzına hayran kaldım bir de. Mesela bir yerde çocukken içinde oynanan inşaattan, oradaki kumların yükselişinden ve binanın içinde gezdikçe hissedilen serinlikten bahsetmiş. Öylece geçiveren bir andı bu ama okurken o an cisimlendi gözümde. Böyle bir sürü an yaşadım, pek çok yerde gülümsedim. En sıradan görülen, üzerinde en durulmayan ve rafa kaldırılıp unutulan anları ve ayrıntıları sanki daha az önce deneyimlemişçesine aktarabilmiş yazar. Kitapta beni en çok etkileyen şeylerden biri buydu. Diğeri ise okura mesafeyle yaklaşacağı ama bir yandan da çok kolay özdeşim kurabileceği, rahatsız edici gerçekçilikte karakterler sunması.

  • Fatma Zehra Sunay
    2019-02-04 14:59

    Öykü metinleri biraz ağır geldi, uzun cümleler bana hep İhsan Oktay Anar'ı hatırlattı. Fakat çok beğendim. Özellikle Mutfak ve kitaba ismini veren son öykü olan Aslan Bey'in hikayesi cok etkileyiciydi. Sanırım okumaya devam etmekmicin direnmek gereken kitaplardan. Çünkü bittiginde o kadar çok altı çizili, kenarı gülücüklü, kalpli, soru işaretli, yıldızlı cümle, paragraf ve pasaj bırakıyor ki ardında, yazarın üslubuna, anlattıklarına hayran kalmamak elde değil. Bir de hatıraların betimlemeleri müthiş. Mesela bir salyangozu yerden alıp duvarın uzerine birakması anı, ya da çocuklukta icerisinde oynanan bir insaatın serinliği, Bacon ile küvette sıcak sudan haşlanan çocuğun hali... Pek çok an var bu şekilde, okuyucu birebir kendisini o anda hissediyor. Yazarın okuduğum ilk kitabı, çok sevdim ve aynı kitabı farklı bir bilincle yeniden okuma isteği duydum.

  • aslında yokuz
    2019-02-02 10:12

    bu bir öykü kitabıysa, kötü. bu bir deneme kitabıysa, iyi.

  • Emra Arkadaş
    2019-01-23 10:54

    "ah yuvarlacıklığın içinde hiç kenarı köşesi acımayan, kopmayan vura vura helak olmayanlar, ah kendi sağı, soluna batmayanlar, kendi gözü kendini oymayanlar, ah yuvarlacıklar, en fazla bir tümseğe gelince hafiften sekenler, buyurun, dünya sizin." bizim ise "önümdeki bir parça zaman, farkına varabildiğim kadar."

  • Duygu Sevimli Çeltik
    2019-01-30 16:10

    Kitaptaki diğer öyküler kendince varoluşsal, kendince anlamlı iken Zamanın Farkında adlı öykü yani zavallı Arslan beyin hikayesi tüm dertleri tek bi bünyede eritmiş gibiydi. Üslubuna, kelimeleri raks edercesine yan yana getirişine hayran olduğum Gürbüz, beni yine boş duvarlara baka baka anlam aramaya çıkardı. Sindirmek zor, okumak zor, anlamı ise muhteşem.

  • Burak Karakuş
    2019-02-11 08:52

    İlk iki öykü, tam olarak beklentilerimi karşıladı. Yazarın kitabın başlığından belli ettiği zaman üzerine düşünmesi, kafamda kendisini Ahmet Hamdi Tanpınar'a yaklaştırdı ve kitabı okurkenki beklentim de zamanla derdi olan satırlardı. İlk öyküsünde bunu net bir şekilde hissettirmiş yazar. İlk öyküde, karakterin ilk gençliğinden bugününe kadar gelişme sürecinde zaman hep başrolde olmasına rağmen ikinci planda ilerliyor. Zaman, yazarın anlattığı olayları ve hissettiklerini etkilediği oranda görünmez olacak şekilde işliyor. İkinci öyküsü ve son öyküsü de etkileyici fakat diğer öyküleri bunlar kadar yeterli bulmadım. Genel olarak keyifli bir okumaydı.

  • Elif Sena Ergin
    2019-01-24 12:13

    bir kere başlayıp yarım bırakmıştım. ikinci sefer elime alınca da kolay bitmedi. bazı fikirlerin benzer cümlelerle peşpeşe verildiğini fark ettim. modern bir eser olduğu için bu aslında bir eleştiri değil. sıradan denilebilecek çok az cümle mevcut, kitabın arka derinliği çok sağlam. bu yönüyle ufuk açıcı oldu. Şule ablaya teşekkürler.

  • Semra
    2019-01-25 16:12

    Betimlemeler güzel, özellikle duyguları çok iyi anlatmış.İlk bölüm 'müzik hocası' favorim oldu. Değişik bir uslübu var.Bunun yetenek olduğu kanaatindeyim, başarılıda. Ancak çok yorucu bir okuma.Bazı satırlar tam bir sayfa. Bu yönüyle zayıf buldum.

  • Selin
    2019-02-07 11:07

    yok, bitiremedim. en son ve kitaba adını veren öyküde pes ediyorum, çünkü hissediyorum ki bu ilk ve en zorlandığım öyküden de daha zorlayıcı bir metin. yazık oldu, öyle güzel anlatımlar var ki, daha önce hiç duymadığım, okumadığım şekilde tasvir edilmiş haller. ama çok yoruldum.

  • Gürcan Öztürk
    2019-01-21 08:50

    Zaman kısa, peki zamana dahil olanların ne kadar farkındayız ? Bu sorudan yola çıkan kitap zaman, insan ve ruh hali felsefeleri üzerine kurulu hikayelerden oluşuyor. Derin ince ve etkili.

  • Konserve Ruhlar
    2019-01-22 14:50

    http://konserveruhlar.wordpress.com/2...

  • Enes
    2019-01-30 11:12

    Bir ayna.

  • Gozde
    2019-02-10 09:04

    Edebi açıdan çok iyi bir kitap olmakla beraber ruh haliniz uygun değilse benim gibi 3 ay elinizde süründürebileceğiniz bir kitap. Yine de tavsiye edilir.

  • Neslihan Elagöz
    2019-02-08 09:16

    güzel kısımları kadar olmamış kısımları da çok fazla. niyet olarak da teknik olarak da kötü bir şeyler barındırıyor. sorry şule.

  • Aslı E.
    2019-02-13 10:07

    konular güzel de üslup beni pek sarmadı.