Read İki Dünyanın Ustası by Aykut Ertuğrul Online

ki-dnyann-ustas

Aykut Ertuğrul’u ve onun öykülerinin sesini biliyorsunuz artık. Hiç uyumamış bile olsanız, içerinde defalarca uyanmaya ve dünyanın tüm anlatı geleneklerini kullanarak oluşturduğu dünyaların farklılığına alıştınız. Onların evrenselliğinin dayandığı noktaları zaten biliyorsunuz. Hikâye anlatmayı değil, güzel hikâye anlatmayı çok seven Borges, Calvino, Cortazar’la paylaştığıAykut Ertuğrul’u ve onun öykülerinin sesini biliyorsunuz artık. Hiç uyumamış bile olsanız, içerinde defalarca uyanmaya ve dünyanın tüm anlatı geleneklerini kullanarak oluşturduğu dünyaların farklılığına alıştınız. Onların evrenselliğinin dayandığı noktaları zaten biliyorsunuz. Hikâye anlatmayı değil, güzel hikâye anlatmayı çok seven Borges, Calvino, Cortazar’la paylaştığı düşsel olanla gerçek olanın kaynaştığı uzamı paylaşıyor yazdıkları. Karakterleri Campbell’in, şu Joseph olan, onun bahsettiği tüm yolculuklarda olduğu gibi sınavlara tabi tutuluyor. Geçeni var, geçmeyeni var elbette,bu imtihanları. Ama inanır mısınız, tüm bunlar gerçek. En azından sizin varlığınız kadar. Amarula Cehennemi, Avcı, Çok Bilinmeyenli Bir Öykü ve kitaba saklanmış olan Sandık Üçlemesi boyunca kaçınılmaz biçimde iki dünya ustasının ellerindesiniz, onun çizdiği dairenin içinde, çıkın içinden bu dairenin, çıkabiliyorsanız....

Title : İki Dünyanın Ustası
Author :
Rating :
ISBN : 9786054708598
Format Type : Paperback
Number of Pages : 112 Pages
Status : Available For Download
Last checked : 21 Minutes ago!

İki Dünyanın Ustası Reviews

  • Usuyitik
    2018-12-24 06:42

    Gelecek içimizde tatlı bir uyku çekmektedir de, geçmiş nerededir? Unutuşun tunç kapısını zorlayan hatıralar, nereye gitmek istemektedir? Zamanı genişletip daraltan, bazen bir çembere bazen de tek bir noktaya benzeten nedir? Bir kişinin dilinden nasıl olur da insanlığın o uzun hikayesi dökülür? Belki de fevkalade büyük bir hikayenin içinde yaşıyoruzdur. “Geçiniz efendim, bunlar felsefi sorular, burada edebiyat katından lafımızı sürüyoruz,” diyebilir pekala biri. Nedir, masallar bu soruları hatırlatmak içindir.Aykut Ertuğrul’un üçüncü öykü kitabı İki Dünyanın Ustası, zaman üzerine çokça söylendik meselleri başka gözlerle, özge bir eda ile dile getiriyor. Bir anlatı biçimi olarak masal, Ertuğrul’un kaleminde şairane bir peşreve, ciddi bir nükteye, güldüren bir trajediye dönüşüyor.Kuyruğunu ısıran yılan misali, sonsuz bir döngüye dönüşen hikayeye biz modern okurlar Borges’le aşinalık kazandık. Borges ise o devasa kütüphanesinde doğrudan klasik metinlerden gıdalanıyordu şüphesiz. O yüzden yalnız Ertuğrul için değil, Borgesyen dediğimiz tüm yazarlar için başka kavramlar da aramamızın vakti gelmiş gibi duruyor. Zaman yolcusunun el kitabıİki Dünyanın Ustası’nın en ilginç bölümü “Sandık Üçlemesi.” Buradaki öyküleri zaman yolculuğu temalı öyküler kategorisinde değerlendirmek eksik kalacaktır. Sandığını dünyayı kurtarmak için kullanan adamın hikayesi hem bir Hollywood parodisi hem de tadında bir kara mizah anlatısı olarak okunabilir. Sandığıyla hayatının en kötü anına yolculuk yapmaya yazgılı adamın hikayesi ise önemli olanın biçim değil, anlattığın hikaye olduğunu tekrar tecrübe ettiriyor bize. İdeal bir kahraman değil de sıradan birinin sandık vasıtasıyla kendisinden bir kahraman çıkarma çabası ise tam seyirlik bir cümbüş. Adamımız Necati’yi dinleyin hele bir: “O kadar film seyrettim. Doctor Who’nun yılbaşı özel bölümlerini bile izledim. (Allons-y Alonso!) Şu zaman yolculuğu meselesinde hâlâ çözemediğim noktalar var.”Nihayetinde, tecrübeli bir sandık yolcusu olsa da, insanın zaman hakkında bildikleri pek sınırlı. Yine de Aykut Ertuğrul’un öyküleri meseleye başka bir yerden bakmayı becermiş. Hülasa, “Sandık Üçlemesi” benim diyen zamanda yolculuk öyküleri okurunun bile yüreğini kabartacak cinsten.Suyu iyi verilmiş bir kılıçAykut Ertuğrul’un iyiden iyiye kendisini belli eden üslubu İki Dünyanın Ustası ile iyice katmerlenmiş gibi görünüyor. Farklı biçim denemelerini özgün bir terkibe kavuşturması dikkat çekici. Nitekim postmodern anlatı tekniklerinin kullanıldığı öyküler, bizatihi tekniğin öne çıktığı, hatta tekniğin öyküyü ele geçirdiği metinlerin enflasyonu her tarafımızı sarmıştı. Tekniğe teslim olmadan, onu istediği gibi eğip bükebilen bir yazar Ertuğrul. Konu seçimlerinin de geniş bir yelpazeye yayılması, kendi içinden çıkıp dışarıyı da görebilen, dışarının sesini dinleyen öyküler yazmasını sağlıyor. Genelde öykülerdeki karakterlerin tek sesli olmasından yakınırız. Ertuğrul, her karakteri için özgün bir ses bulmayı başarmış. Mizah bahsinde de, malumunuz çeliğe verilecek suyun miktarı çok önemlidir. Kılıcı keskin ve dengeli yapan bu suyun miktarıdır. Bu bakımdan, Ertuğrul’un öykülerinde suyu iyi verilmiş bir kılıcın sesi duyulur.

  • Emre Ergin
    2018-12-27 09:34

    Ne yapmaya çalıştığını anlıyorum Aykut abinin. Ama daha yapamadığını düşünüyorum. Borges'in ömrünü harcadığı girdaplara beş yılda vakıf olup sonra bir de doğu edebiyatı, menkıbeler, masallar filanın da özünü hazmedip, dünyaya dair iki farklı algıyı tutup çekiştirip birbirine bağlayıp, talip olduğu yolculuğu yolun başında bitirmesini beklemem zaten.Yine de bu yolun sahihliğini sorgulayabilirim. İki ağaç kökünü birbirine bağlamaya çalışırken köklerin ikisi birden elinde kalırsa ne olacak? İçlerinden birisi ya da diğeri ikincil kalırsa, konformizmimizle doğuyu oryantal görüp, kendimizi seyredip bildiğimiz doktor Hu'ya yakın görürsek ne olacak? Başvurduğu kaynaklardan birinin aslında sadece kitap ve kütüphane delilerine, biraz matematik bilenlere hitap ettiğini, diğerinin can çekişen bir kültürün destek sütunlarına temas ettiğini düşündüğümüzde, ÜÇ kitabı çıkmış bir yazar, popülerliği bir kenara koyup, bu kaynakları usulünce çiftleştirmeye tenezzüh edecek mi.İnşallah eder. İleride. Bu kitabı öyle çok sevmedim. Ama ileride çıkacak sonucun habercisi kısımları var. Heyecanla bekliyorum diyeyim.Not. Kitabın bir yerinde 78-75=6 ediyor. Bir de bu hatanın geçtiği sandık üçlemesini fazlaca özensiz buldum.