Read Canistan by Yusuf Atılgan Online

canistan

"Benim yazarlığımdan daha önemlisi günlük yaşamımdır" diyen ve "çok az" yapıt verdiği kabul edilen Yusuf Atılgan, uzun zamandır yayımlanması beklenen son romanı Canistan ile yazarlık serüvenini tamamlıyor.Yusuf Atılgan, önce "İşkence" adını koyduğu ve "Duruşma", "Yargıç", "Tanık" "Sanık" bölümlerinden oluşmasını tasarladığı bu romanın "Sanık" bölümünü yazamadan aramızdan a"Benim yazarlığımdan daha önemlisi günlük yaşamımdır" diyen ve "çok az" yapıt verdiği kabul edilen Yusuf Atılgan, uzun zamandır yayımlanması beklenen son romanı Canistan ile yazarlık serüvenini tamamlıyor.Yusuf Atılgan, önce "İşkence" adını koyduğu ve "Duruşma", "Yargıç", "Tanık" "Sanık" bölümlerinden oluşmasını tasarladığı bu romanın "Sanık" bölümünü yazamadan aramızdan ayrılmıştı. Ancak elinizdeki kitaba "yarım kalmış bir roman" demek de oldukça zor...Yusuf Atılgan bu yapıtında da yine kalemini sivriltiyor ve insan ruhunun kötücül tohumlarını büyük bir ustalıkla deşiyor. İkinci Meşrutiyet ve Milli Mücadele yıllarında Manisa köylerinde yaşanan trajik bir dostluk ve aşk öyküsü Canistan... Yalnızlık, şiddet, cinsellik ve ölüm......

Title : Canistan
Author :
Rating :
ISBN : 9789753639317
Format Type : Paperback
Number of Pages : 78 Pages
Status : Available For Download
Last checked : 21 Minutes ago!

Canistan Reviews

  • Gulen
    2018-11-22 23:36

    "Mahmut Bey gibi iyiler, yürekliler hep ölecek anlaşılan. Ne tuhaf, gâvurlar kovulduktan sonra buralar tümden korkaklarla, sünepelere kalacak.”Connie Willis’in Doomsday Book’unu okurken dikkatimi çeken bir cümle vardı, vebanın nüfusu silip süpürmesi, kalıp yardım etmeye, mücadele etmeye çalışan tüm insanların da ölmesi sonrasında, hayatta kalanların sadece kaçanlar ve saklananlar olduğu, Avrupa nüfusunun da bunlardan devam ettiği yönündeki bir cümleydi. Baş karakter “Belki bizim zamanımızın sorunu da budur” diyordu, "çünkü kurucuları kaçanlar, saklananlar, yardım etmeyenler, mücadele etmeyenler."Bazen ben de böyle düşünüyorum bu ülke için; mücadele edenler, savaşanlar, korkmayanlar, saklanmayanlar, sesini çıkaranlar hep savaşlarda, darbelerde öldüler de, bizim zamanımızın kurucuları kalanlar oldu. O sebeple bu kısacık kitapta yukarıdaki alıntıyı görünce içim sızladı.Spoiler Edit: (view spoiler)[Bu kitabı okurken, kitabın kahramanının arkadaşına "kinlenmesine" sebep olan vakayı unutmak için çabalamam gerekti, aksi halde kitabı sinirim bozulduğu için bırakabilirdim. Keşke Yusuf Atılgan'ın ömrü yetseydi de "kinlenme"ye neden olan başka bir sebep belirterek bitirebilseydi kitabı (hide spoiler)]

  • Cemre
    2018-12-12 21:24

    Şayet kitabın yarım kaldığını bilmesem kitabın tamamlanamadığı aklıma gelmezdi diye düşünüyorum. Kırsal kesim insanının kısacık romanda çok iyi şekilde anlatıldığı, bazen ufacık şeylerin insanların hayatında ne denli etkisinin olduğunu başarıyla gösteren bir roman Canistan. Atılgan'ın karakterlerini okumaktan hep büyük bir keyif almışımdır, Canistan için de aynı durumun geçerli olduğunu rajatlıkla söyleyebilirim. Tamamlanamamış diye okumamazlık etmeyiniz, okuyunuz... :)

  • Metin Yılmaz
    2018-12-09 04:25

    Yusuf Atılgan'ın okuduğum en güzel eseri. Bu kadar kısa bir kitapta bu kadar uzun bir hayatı anlatması inanılır gibi değil. Sadece bir hayatta değil anlatılan, birbirine bağlanmış bir kaç yitip giden hayat...

  • Hazal
    2018-11-21 04:06

    Tam da hayatın kendisi gibi yarım kalmış bir roman... Elime aldığım gibi bitirdim, en keyifle okuduğum Yusuf Atılgan eseri oldu.

  • GZN
    2018-11-20 20:10

    Yusuf Atılgan'ın en rahat okunan romanı Canistan, ömrü yetse başyapıtı olabilirmiş. Son bölümün yokluğu bir bitmemişlik hissi vermese bile yazarın "Sanık" bölümünde ne anlatacağını asla bilemeyecek olmak çok üzücü.

  • Adem Yüce
    2018-12-11 00:30

    Benim yazarlığımdan daha önemlisi günlük yaşamımdır" diyen ve "çok az" yapıt verdiği kabul edilen Yusuf Atılgan, yayımlanması uzun süre beklenen son romanı Canistan ile yazarlık serüvenini tamamladı. Yusuf Atılganın bu kitabı için yarım kalmış roman deniliyor da fakat Yusuf Atılgan 50 sayfalık bir eserde de yazmak istediklerini aktaran kelimeleri çok verimli kullanan ve gereksiz kullanıma ihtiyaç duymayan bir yazardır.✳️Atılgan Edebiyat Öğretmenidir fakat çok az bir süre öğretmenlik yapmış daha sonra işine son verilmiştir kitapta geçen Nedim Öğretmen Aydın bir kişi ve Özgürlük kavramının savunucusu olarak geçer fakat az bir yer verir ona Yusuf Atılgan Manisa'da kendi köyüne çekilen ve köydeki uğraş alanlarında zaman geçiren görevden uzaklaştırma almış kırgın bir öğretmendir.Çok yazmak yerine çok iyi yazmak için epey uzun bir süre harcadı Atılgan az eser verdi az tanıdık kalemini romanlarını bitirdim öyküleri kaldı yakın zamanda onları da okuyup Atılgan'a olan borcumu ödeyeceğim...

  • booksofAhu
    2018-11-19 03:24

    nerdeyse elime almamla bitirmem bir oldu.. kitabın kısalığından çok anlatımın akıcılığı nedeniyle.atılgan'ın anayurt otelini beğenmemiştim, aylak adam ise başladığım haliyle hala yarım olarak bekliyor. o yüzden bu kitaptan da pek umutlu değildim.anayurt oteli ile bu kitaptaki benim için en belirgin fark karakterlerin rahatsız edici özelliklerine rağmen sevilebilir, kabul edilebilir yanlarının da olması.köy hayatını olduğu gibi anlatıyor yazar, bu özellikle kentli okuyucu için yadırganabilir unsurlar içeriyor (sıpa konusu)ama konu o kadar çabuk akıp şekil değiştiriyor ki bunlara takılamıyorsunuz.bir de ben kitabı okurken biraz stresli okudum.. şimdi noolacak ne aksilik olacak gibi..karakterler ve öyküler arasındaki geçişler nedeniyle başıyla sonunun alakasızlığı beni rahatsız etmedi. kitabın ortalarında bir sonuca bağlanmayacağını hissetmiş ve kendimi buna alıştırmıştım. bu nedenle yarım kalmış bu duygusuyla bitmedi kitap benim için.yazarın ömrü yetip sonunu yazabilseydi, muhtemelen diğer bölümlerde de birşeyleri değiştirirdi. bu da iyi mi olurdu o kadar emin değilim..

  • Doğukan Şık
    2018-11-15 20:22

    İlk Yusuf Atılgan kitabım oldu Canistan. Beklediğimden çok farklı çıktı diyebilirim. Tarz olarak Yaşar Kemal'e benzettim. Dili gayet akıcı, olaylar yormuyor. Ayrıca insan onun için küser mi be Selim?

  • Sinem
    2018-12-03 22:15

    Yusuf Atılgan kitabın son bölümünü tamamlayıp baştan okumuş olsaydı kitapta törpüleyeceği veya açacağı yerler olduğunu düşünüyorum. bu haliyle de oldukça güzel, özellikle bölüm başlıklarıyla kurduğu alegori çok güzel fakat içerik olarak Anayurt Oteli'nin gerisinde kalmış.

  • Murat Yıkılmaz
    2018-11-15 00:36

    Yazarın Duruşma, Yargıç, Tanık ve Sanık bölümlerinden oluşmasını planladığı Canistan, Sanık bölümünü yazamadan ölmesi sebebiyle yarım kalmış olsa da, mevcut haliyle bile benim için Türk Edebiyatının mutlaka okunması gereken eserlerinden birisi oldu. Yusuf Atılgan Canistan'da, bir yerde dünyanın akışını değiştirecek olaylar yaşanırken, kahramanlıklar yazılırken, taşra hayatında insanların kendi hayatlarının kahramanı oluşunu harika bir şekilde anlatıyor.Ayrıca Atılgan, diğer kitaplarında olduğu gibi bu kitabında da yaşamı sade ve basit bir dille anlatmış ve işin içine her kitabında olduğu gibi biraz aylaklık katmış.

  • Perihan
    2018-11-30 03:34

    Kitap kesinlikle çok iyi yazılmış. Tasvirler çok canlı, insanları heyecanlı:)Yarım kalmış lakin, yazar tamamlamadan vefat edinceyarım kalmış...Ama bence gayet tam olmuş hikaye...Aşk ile ilgili ayrıntılar oldukça "detaylı" anlatılmıştı bu arada... O bölümlerde rahatsız olmuştum tıpkı Aylak Adam da olduğum gibi...Ama yazarın öyle karakterleri var ki O ayrıntıları mecbur kılıyor...

  • Dido
    2018-11-30 03:19

    Daha önce hep kitapları yarım bırakırdım. Bu kez yarım bırakılan bir kitabı bitirdim.Arka kapakta yazdığı gibi "aslında bitmiş gibi" değil pek roman. Yusuf Atılgan; Duruşma, Yargıç, Tanık bölümlerini bitimiş, ama bir Sanık bölümü daha var. Olmalı gibi de hissediyorum zaten. İlk üç bölüme binaen Sanık bölümünde de Tokuç Ali'yi "görecektik". Ama kalp krizi engel olmuş. Yusuf Atılgan'ın canı sağ olsun yahu..Genelde, kitap okurken altı çizilecek cümleler çıkar çokça. Ama bu kitap öyle değil. Olanı, olduğu gibi, fazla betimlemeye, analize kaçmadan, saf haliyle yazmış Yusuf Atılgan. Konuşmalarda günlük dil var.Günlük yaşamın akışına göre de anlatıcının sözleri değişiyor.Örneğin, Selim, hanımıyla yatana kadar anlatıcı da ona Esma Hanım yahut Hanım derken, Selim'le yattıktan sonra anlatıcı da hep Esma diye bahsetmeye başlıyor.Kitabın, düşünülen ilk adı İşkence iken daha sonra Canistan'da karar kılınmış. "Canistan" bu romanın neresinde pek göremedim aslında.Hiçbir şey abartılmadığı gibi cinsellik de abartılmamıştı. Kumaş parçalarından dokunmuş bir kilim üzerinde çay kıyısında bitti gitti her şey. Sonra kalktık yıkandık. Kaldırdık rafa.(ben bile daha fazla "edebî" dil kullandım.)

  • Yasemin Şahin
    2018-11-22 03:36

    Yusuf Atılgan'In ölmeden evvel yazmaya başladığı ve yarım kalmış kitabı. YKY her ne kadar yarım kalmış gibi görünmediğini iddia etse de oldukça yarım..Yusuf Atılgan tanıma serüvenimin bir parçası bu kitapta yine ona hayran kaldım. Normalde tasvir sevmeyen biri olarak Atılgan hep akılda kalıcı ve bir nebze içime işleyen yapısıyla romanı tamamlamış. Belki şu vakit çok soru işareti var, bitmemiş olduğu dürtüsüyle oluşan ama yine de güzeldi.

  • Uyuyan Adam / Engin Türkgeldi
    2018-12-03 21:10

    Arka kapağındaki yazının aksine bitmemişliğini hissettiren bir roman. Sadece hikayenin eksik kalması değil, metnin de bazı yerlerinde bir tamamlanmamışlık/damıtılmamışlık da bu bitmemişliği hissettiriyor. Yine de Yusuf Atılgan'ın uslübu kendini roman boyunca hissettiriyor.

  • ilknur a.k.a. iko ◬
    2018-12-01 22:15

    öncelikle kitabı okuduğum sırada bir kez daka 'ulan' dediğim bir konudan bahsetmek istiyorum. ancak bunu spoiler içinde vereceğim. bkz: (view spoiler)[çok değil bundan kısa bi zaman önce destek yayınlarından çıkan Ve Sonra Yol Bitti kitabı lince tabi tutuldu, konumuz zoofili. link burada.yine bundan çok kısa bir zaman önce, Asude'nin kitaplarından birinde (okumadım) yaşları küçük kızlara kötü örnek olduğuna dair change.orgda imza toplandı (twitterda bi kadın bokunu çıkarıp davalara kadar götürdü işi, sanırım açtı da), bu arada yayınevleri dehşetler gibi içinde bdsm, şiddet ve detaylı seks içeren kitaplar, +18 ibaresi olmadan basmaya devam ediyor.sonra dönüp şunu soruyorum; bu memlekette neden başlatılan her hareket hep ezik olmak zorunda. neden asla ivmelenemeyecek yerden başlıyorsunuz işe? neden?canistan'ın bir kısmında aldım bu sorunun cevabını, bir kısmını atılgan'ın kendisinden. bütün kitaplarını okumuş oldum bu kitapla ve evet 4. kez neden atılgan'ın ege'de bir köye yerleştiğini anladım. neden atılgan'ın bu temalarda kitap yazdığını da anladım.benim açımdan bir sorun teşkil etmiyor bahsettiğim şeyler. edebiyat söz konusu. aşağıda bahsedeceğim, o zaman bu kitabı da dul kadınlar için kendinden küçük erkeklere sığınıyorlarmış gibi küçülterek gösteriyorlar diyelim. bu kitap için de o zaman karakterler savaştan kaçtı, milli değerleri öldürüyor diye suçlayalım.fazla konuşmayacağım. ellbette ki her şeyin bir sınırı vardır da kim belirleyecek bunları? tek demek istediğim artık nolur bırakalım şu ezikliği üstümüzden. bu kısmı sonra sileceğim muhtemelen, şimdilik öyle içimi döktüm. yoruma geçiyorum.(hide spoiler)]arka kapak yazısına katılıyorum, bence de bitmemiş bir roman değil. ancak sizde 2.si nerede bunun tadı bırakıyor. bunda benim yusuf atılgan sevgim de dahil olabilir tabi.beni en çok çarpan şey, ne iki dostun arasının sıpaya hangisinin daha önce sahip olacağından çıkan kin oldu, ne milli mücadele, ne de ölümler. en çok çarpan şey, ister istemez sizde canistan dediğinin vatan olduğunu düşündüğünüz kara parçasında, işgalin, devrimlerin, ihtilallerin bini bin parayken, ne bok olduğu belli olmayan tiplerin gelip halkı kışkırttığı, aklını çeldiği bir dönemken kahramanların bu süreç içinde 'kendileri için' düşündüğü. insanın bencil yanı. aşağıdaki düşüncelere 'küçük düşünceler' diyebilirsiniz, değil. gayet yerinde ve haklı bencillikler. demek istediğim şu:« Bunları ve padişahın yüzünü görmek için toplanan binlerce kişinin coşkusunu okurken Selim'in yüreği çarpıyordu. Bundan sonra ne değişecekti acaba? Öğretmenin dediğine göre dört beş yılda bir mebuslar seçilip İstanbul'da toplanacaklar, halkın yararına kanunlar yapacaklarmış. Oysa Selim, Esma gibilerin yaşamında nasıl bir değişiklik olabilirdi? Belki üzümü daha pahalı satabilirlerdi. Geçen yılın üzümünün yan parası duruyordu daha. Bu yıl da gereken parayı ayırıp kalanıyla belki on dönüm tarla alabilirlerdi. O zaman kendilerine yetecek buğdayla beygirin yemini üretmeleri ile daha bir güvenli yaşayabilirlerdi. Ertesi gün ikindi üstü Mehmet Ağa'nın bağına gittiler. Onun yorumu şöyleydi: "İstanbul'da, yukarıda büyükler, kodamanlar tepişecek herhalde; bizlerse gene çalışı didinip sağ kalmaya uğraşacağız." »ya da mesela, bir cinayete tanıksın bir kadını ve çocuğu elleri bağlı geride bırakmışsın, çete dostun intihar eder gibi ölüme gitmiş, sen dönüp sevdiğin kadınla olmak istiyorsun, bağ bahçe almak istiyorsun...bence trajik bir insanlık öyküsü bu. insanın nasıl haklı bencil olduğu. tüm bunlarda 'canistan'a nasıl sığındığın.yusuf atılgan'ın bence canistan dediği yerin ne vatan toprağı ne memleket ne de ektiğin biçtiğin tarla değil beraber olduğun kadınla/adamla yattığın yer olduğunu, hatta ileri giderek canistan'ın sevdiğinin ta kendisi bile diyebilirim. kitaptaki (dul) kadınların rolü buydu. burası ki ayrı çarptı. bunu böyle ben düşünüyor olabilirim ama ben, iko, bu kez romantik düşünmüyorum- kısmen.kitaptaki dul kadınlara girmek dahi istemiyorum. ve örnekleri eril yönlü versem de dul kadınların da nasıl erkeklere sığındığını, nasıl 'canistan'a sığındığını görebilirsiniz. kadınların da buradaki haklı bencilliklerini görebilirsiniz. yorumlarda kimse dikkat çekmemiş, şaşırdım. oldukça çarpıcı ve gerçekçi bir roman olmuş. ve artık başka bir Yusuf Atılgan kitabı yok ve kahroluyorum!sanık bölümünde ne yazacaktı merak ediyorumesenlikleiko

  • Hakan Arayıcı
    2018-11-30 20:33

    Aylak Adamdan sonra beklentimi karşılamadı. Belki de tamamlanmamış olmasından. Kısa bir kitap bir çırpıda bitiyor ama okunmazsa da birşey kaybedilmez

  • Özlem
    2018-12-12 04:24

    Capcanlı anlatım, mükemmel romancılık.

  • Alp Turgut
    2018-11-16 20:33

    Birlikte kardeş gibi büyümelerine rağmen hor görüldüğünü düşündüğü için zamanla arkadaşına kinlenen Selim'in intikam hikayesini İkinci Meşrutiyet ve Milli Mücadele yılları üzerinden anlatan "Canistan", kolay anlaşılır dili ve akıcı olay örgüsüyle Yusuf Atılgan'ın en başarılı işlerinden biri. İnsan doğasının ne kadar kötü olduğunu ve kadının toplumumuzdaki yerini eleştirel bir dille okuyucuya sunan Atılgan, dört bölüm halinde tasarladığı romanın keşke son bölümü de yazabilseydi. Her ne kadar sadece üç bölümünü yazmış olsa da yazarın ortaya bitmiş bir eser çıkarmayı başardığını söylemek mümkün. Türk Edebiyatı'nın mutlaka göz atılması gereken eserlerinden.29.03.2015İstanbul, TürkiyeAlp Turgut

  • Betul Keskin
    2018-11-24 00:14

    Yusuf Atılgan'ın ömrü yetmediği için tamamlayamadığı ama kimsenin de eksik olarak yorumlayamayacağı harika eseri. Keşke daha fazla yazabilmiş olsaydı...

  • Ezgi
    2018-12-09 04:33

    Kitabın arkasında yazanın aksine kitabın yarım kalmışlığı fazlasıyla hissediliyor ve Yusuf Atılgan'ın diğer iki romanındaki vurucu sondan sonra bu kitabın sonunun havada kalmışlığı rahatsız ediyor insanı. Yine de bu haliyle tamamlanmış pek çok kitaptan iyi olduğunu düşünüyorum. Edebi dille zorlanmadan, köy hayatı doğal diliyle anlatılmış. Yarım kalmışlık hissinin rahatsız etmeyeceği kişilerce olunabileceği kanaatindeyim.

  • Gürcan Öztürk
    2018-11-25 21:36

    Sıradan insanın dünya üzerindeki sırdan çabasına dair hiçte sıradan olmayan başarılı bir Atılgan romanı. Kullandığı sade ve abartısız dille önceki metinlerinden ayrı bir duruş sergiliyor. Her ne kadar tamamlayamadan aramızdan ayrılsa da Atılganın metni yarım kalmışlık havası bırakmıyor. Güçlü gözlem yeteneği,kırsala olan hakimiyeti ve bireyi anlatmadaki başarısıyla derin bir hikaye.

  • Semih Eker
    2018-11-19 04:27

    Aylak Adam' ı beğenmediğim için kitapçı önerdiğinde biraz çekinerek yaklaşmıştım. Sonuç; iyi ki almışım. Son derece akıcı, kırsal hayatın son derece güzel işlendiği bir eser olmuş. Yusuf Atılgan eserin son bölümünü yazamadan aramızdan ayrılmış bu nedenle kitap yarım kalmışlık ile tamamlanmışlık arasında kalıyor. Ben şahsen zevkle okudum.

  • Can Küçükyılmaz
    2018-12-01 00:29

    Meşrutiyetten kurtuluş savaşına kadar uzanan bir hikaye. Bir tür psikolojik roman da diyebiliriz. Yusuf Atılgan'nın kitabın sonunu bitiremeden öbür dünyaya göç etmiş olmasına üzüldüm. Doğrusu kitabın bir sona ihtiyacı da yok gibi. Ama yine de insan "acaba son bölümü yazsaydı, nasıl olurdu" diye düşünmeden edemiyor.

  • Simay
    2018-12-13 04:14

    Köy hayatını çok güzel ve canlı betimleyen ve bu hayata insanı özendiren bir kitap. Ancak zavallı yazar ölmeseymiş de tamamlanmadığı çok belli olan hikayesini tamamlasaymış. Bu kitap hiç de bitmemiş gibi değil, denemez bence.

  • Yunus Yunustur
    2018-11-26 21:28

    Malesef ömrü yetmemiş bitirmeye yarda kalmış ve bunu da dibine kadar hissettiren bir kitap.belli bir yere kadar yusuf atılganın elini hissediyordum ama bi yerden sonra o el kaybolup gitti.adamın isminin hatırına kitabı bitirdim.

  • Tüten
    2018-12-08 02:20

    2 saatte bitirdim, Yusuf Atilgan'in sicakligini ozlemek bu olsa gerek.

  • Gökmen Öncü
    2018-11-18 04:19

    Yazarın son romanı. Yarım olduğunu bildiğimden, evvelinde diğer romanlarını okumayı planlamıştım. Aradan yıllar geçmesine rağmen tekrar dönüş yapamadım. Ancak Canistan'ı bitirdiğimde buna çokça pişman oldum. Canistan, her ne kadar tamamlanmamış olsa dahi, okuyucuda eksiklik uyandırmıyor. Yusuf Atılgan, sıklıkla Yaşar Kemal'e benzettiğim anlatımıyla vermek istediği mesajı, kısacık -80 sayfada- bir şekilde pekâlâ veriyor. Dönem romanı olması, konuyu anlamak için okuyucunun zihninde bir tahayyülü şart kılsa da eserde kullanılan üslup ile içeriğin uyumu bunu ziyadesiyle kolaylaştırıyor. Milli Mücadele dönemini, körün gözüne parmak sokmadan anlatmayı da başarıyor.Romanı, kendimce "Büyük olayların gölgesindeki sıradan insanlar" diye tanımlamayı uygun görüyorum. "Duruşma", "Yargıç" ve "Tanık" şeklinde üç bölümden oluşan romanın yazılmayan kısmının adı ise "Sanık" olarak düşünülmüş. Bu kısım elbette kurgunun devamı açısından bir nebze merak uyandırıyor; ama Atılgan'ın diline ve motivasyonuna aşina olan okuyucular için -ki yazarın yeteneğinden ötürü bu pek de zor değil- kitabın tamamlanan kısımları da gayet yeterli olmalı. 4/5 dememin sebebi ise tamamen öznel olarak, çok beğendiğim; ancak hayatımı ya da karakterimi değiştirmeye de gücünün yetmediği kitaplardan biri olarak görmem.

  • Orhun Kayaalp
    2018-11-24 20:35

    Yusuf Atılgan'ın vefatıyla yarıda kalan bir roman Canistan. Ancak Can Yayınları baskısındaki arka kapak yazısında da belirttiği gibi pek de yarım kalmış sayılmaz. Hatta bana kalırsa yarım kalmaktan ziyade, anlatacakları bitmemiş Yusuf Atılgan'ın.Hikayelerindeki gibi bir ucu açıklık ile sonlanıyor Roman, ancak karakterlerin hikayeleri yarım kalmıyor. 1. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı dönemine Ege kırsalından bakıveriyorsunuz okurken.Her şey bir yana, Canistan, Ege'yi yazan bir yazarın ölümüyle, yarıda bıraktığı bir roman olmasıyla bile benim için ayrı bir yere konuveriyor.

  • Aydın
    2018-12-07 21:13

    Daha önce hiç Yusuf Atılgan kitabı okumamıştım. Zaten kendisinin "Benim yazarlığımdan daha önemlisi günlük yaşamımdır." sözü ilgimi çekti ve bu kitabı aldım. Canistan, eserin bitmemiş bir eser olduğu yazarın kitabı bitirmeden öldüğü fikri bana çekici geldi. Kitabı okuyup bitirdiğimde aslında benim için kitap bitmişti ama şu anda düşünüyorum da devamı ve sonu nasıl olacaktı acaba? Bu kısa romanın dili ve anlatımı beni çok etkiledi. Çok güzel bir Türkçe ile ve halkın dilinde, yaşamında anlatılmış. Bir sonraki okuyacağım Yusuf Atılgan kitabını şimdiden sabırsızlıkla bekliyorum.

  • Onur Ertürk
    2018-12-02 00:11

    >>Önceki gün sabah kahvesine gelen Kübra abaya kocasının aşırı istekliliğinden yakındığından kadın "Eeee kolay değil kızım, genç kocaya vardın, ister elbet. Ama bi yolu var onu yatıştırmanın: Bırak istediği kadar yapsın. yanından çekildi mi bi kere daha olsun falan deyip sen isteyeceksin. Birkaç gece böyle fazladan yaptı mı bıkkınlık gelir, fazla üstüne düşmez" demişti.