Read Sahnenin Dışındakiler by Ahmet Hamdi Tanpınar Online

sahnenin-dndakiler

Tanpınar'ın bu eseri 1920'li yılların, Millî Mücadele yıllarının romanıdır. Romanın kahramanlarından İhsan romanın bir yerinde "Orada (Anadolu'da) mücadele var, muharebe var. Mukadderatımız orada halledilecek! Asıl sahne orası. Biz burada malesef sadece seyirciyiz. Sahnenin dışındayız" demektedir. Roman adını ve konusunu "sahnenin dışında" olanların içlerinde ve etraflarınTanpınar'ın bu eseri 1920'li yılların, Millî Mücadele yıllarının romanıdır. Romanın kahramanlarından İhsan romanın bir yerinde "Orada (Anadolu'da) mücadele var, muharebe var. Mukadderatımız orada halledilecek! Asıl sahne orası. Biz burada malesef sadece seyirciyiz. Sahnenin dışındayız" demektedir. Roman adını ve konusunu "sahnenin dışında" olanların içlerinde ve etraflarında olup bitenlerle, zaman zaman geçmişe, maziye yönelerek değişimler, hasretler ihtiraslarla kazanmaktadır....

Title : Sahnenin Dışındakiler
Author :
Rating :
ISBN : 9789759955779
Format Type : Paperback
Number of Pages : 343 Pages
Status : Available For Download
Last checked : 21 Minutes ago!

Sahnenin Dışındakiler Reviews

  • Laila
    2018-11-19 03:35

    Arka kapaktan alıntı yaparak başlamak isterim, "... Yazarın diğer romanlarından Huzur ve Mahur Beste bu kitapla birlikte bir nehir romanının parçaları olarak dğerlendirilmiştir."Okumaya başladığımda tanıdık karakterlerle karşılaşmak benim için büyük süpriz oldu. Çok da keyiflendim. Kurgu yine İstanbul üzerine kurulu, bu defa 1920'lerin milli mücadele zamanlarındayız. Tanpınar, sahneyi Anadolu olarak kabul ederek İstanbul'da Sahnenin Dışındakiler'i anlatmış, anlatırken sahnenin dışında farz ettiklerinin "oyuna" ne derece katkı yaptığını görüp, içeride oluşlarına kendi de şaşırmış gibi. Eser her zamanki gibi dönemin gazetelerinde neşredilmiş. Okumayı bitirdiğinizde kitaplaştırma sürecine dair detaylı, tatmin edici açıklamalar da bulacaksınız. #33 "Sokakta herkes kendisidir, orada hayat sıcak bir ekmek gibi karşınıza çıkar. Orada iyice ayıklanmış, sentetik bir ilaç gibi süzgeçlerden geçmiş, aslının dışına çıkmış şeylerle karşılaşmazsınız."#42 " Az okuyoruz, hatta hiç okumuyoruz ve galiba hiç de düşünmüyoruz." (İhsan)#82 "Bu işler daima böyledir. En çok hataya düşenler, kendilerinden kudretlerinin üstünde şeyler isteyenler, kendilerini olduğu gibi kabul etmeyenlerdir."#118 "Bazen kendimizi kafi derecede sevdiğimizi sanmıyorum." (İhsan)#123 "Bizde herkes ne kadar birbirine benziyor ve yaşadığı dakikayı kurtarmak istiyor."(Sabiha)#135 "Biz burada maalesef sadece seyirciyiz. Sahnenin dışındayız. Fakat bir türlü bunu anlamıyorlar, ikide bir müdahaleye kalkıyorlar." (İhsan)#136 " Bir devlet batarken hısım ve akraba düşünülmez!" (İhsan)#297 " Niçin sevdiklerimiz, bizim içimizde geçenleri merak etmez? Niçin insanoğlu, insanoğluna her şekilde kapalıdır?" (Cemal)# 301 " Biz evvela kelimeleri öğreniriz, sonra yaşadıkça teker teker manalarını." (Cemal)Tanpınar klasiği olarak yine eserin sonuna ne zaman geldiğimi anlayamadım. :) Hatta bittiğini farkedince dudaklarımdan bir "vay arkadaş" nidası döküldü. Her zamanki gibi finalin okura bırakılmışlığı, yarıda kalmışlık duygusu, bir başka kitapta devam edecekmiş hissi hakimdi. Bu durumu sevgiliyle konuştuğumuzda "Tanpınar işte" dedi ve ikimizde gülümsedik. Bakmayın türün roman olduğuna Milli Mücadele ve işgal yıllarında İstanbul'un ruh halini okumak isterseniz bu romanı aklınızda bulundurun. İncelemenin bundan sonrası kendim için tuttuğum notlardan ibaret. Okuyup okumamak size kalmış. (view spoiler)[** #56 Mahmut Şevket Paşa'nın öldürüldüğü otomobilin geçtiği satırlarda kendimi bir garip hissettiğimi de saklamayacağım, zira biz o otomobili Harbiye Askeri Müzesi'nde görmüştük. ** #58 'de bahsettiği sokak satıcılarının mahalleden geçerken halka seslendiği makamlardan bahsettiği paragraflarda eski İstanbul'a dalıp gittim. ** #126-127 Cemal'in kiracılarının oturduğu evi ziyaretinde karşılaştığı manzaranın tasfiri öyle derin anlatılmış ki o günlerin İstanbul'unun çektiği acıları ruhumda hissettim. Kiracı kadının annesinin isterik ağlamaları, kadının, kocasının tevkif edilmişliğinde çaresizliği olayların içindeymişcesine hissettirdi.** #135 'de bahsedilen yukarıda alıntıladığım satırlar bugün de aynen geçerli.** #160 'da Tevfik Bey ve Cemal'in yaptıkları Boğaz sefasında diğer sandallardan gelen adaba aykırı müzikler karşısıda Tevfik Bey'in sesiyle tüm boğazı, sandalları esir alması, beni Şinasi Hisar'ın Boğaziçi Mehtapları eserinde bahsettiği o eşsiz gecelere götürdü. Çok keyifliydi.** #164 Bir Boğaz sabahı resim çizercesine nasıl anlatılır tanrım?! Okurken kendimi güne uyanan, bizim erguvan saatler adını verdiğimiz zamanlarda buldum. Masal gibiydi. Okumalara doyamadım. ** #195 Cemal'in, Nasır Paşa'nın evindeki toplulukta, Anadolu'dan bahsedilirken kendini tutamayıp anlattığı Alaiyeli Ahmet hikayesi çok derindi. Tanpınar'ın belkide en sevdiğim yanı bu; roman içinde roman yazabilmesi...Karakterler:** Eserin en ilginç karakterlerinden biri bana kalırsa Sakine Hanım'dı. İnsanları evlendirme merakı ve kafasında çiftleri oluştururken belirlediği kriterler ilginçti. ** Sabiha'ya bazen hayret ettim, bazen kendimden çok şeyler buldum. Küçük bir kızken nasıl da hayran edici bir karakteri vardı. Keşke Cemalle hiç ayrılmasalardı. ** Muhlis Bey, Cemal'in onun odasında kalışıyla keşfettiği gerçeğe önce şaşırması sonra olduğu gibi kabul edebilmesi insani ilişkiler adına ilginç bir gözlemdi. Ben olsam normal davranabilir miydim bilmiyorum. Bazen tavırlarımızı olayların getirdiği ani kararlar belirliyor sanırım. ** Muhtar; Sabiha'nın eşi... Finalsiz finale yaklaşırken beni en çok şaşırtan karakterlerden biri oldu. Kötülüğünün(!) sebebini açıklayış üslubuna acıdım.** Kudret Bey, eserde en acıdığım karakterlerden biri de oydu. Körü körüne inanmanın sonuçlarını gösteren kurgunun inceliğine, saihiciliğine tebessüm ettim. ** İhsan, Huzurda karakteri hakkında epey bilgi sahibi olduğum karakteri bu eserde yakından tanıma şansım oldu. Kafasının sakin düzenini çok sevdim. notcuk: Efkarıumumiye: Genel kanaat.(hide spoiler)]

  • Fethi Naci
    2018-11-12 03:48

    #26Tanpınar'ın bir 'milli mücadele' romanı yazmak istediği sanılabilir. Oysa Tanpınar için sahnenin içinde veya dışında olmak değil; tanıdığı birtakım insanları anlatmak... Tanpınar gelişmeyi gösterirken değil çöküşü gösterirken, umudu ve beraberliği anlatırken değil umutsuzluğu ve yalnızlığı anlatırken, sevinci yazarken değil hüznü yazarken usta ve büyük. Hatta erişilmez... Sahnenin Dışındakiler, yer yer dağınıklığına ve savrukluğuna rağmen, Türkçede yazılmış romanların en güzellerinden. Tanpınar'ın bu gücü, anlattığı 'insan'ı, hiçbir zaman yalınkatlığa düşmeden, bütün karmaşıklığıyla, bütün derinliğiyle vermesinden geliyor.

  • Sercan
    2018-11-19 21:42

    Bu kitabın Huzur ve Saatleri Ayarlama Enstitüsü kadar adını duyuramamasına şaşırdım doğrusu. Sanırım eski eserlerin bir popüler olma zamanı var. Zamanı gelecektir. Kitapta Cemal bize anılarını çocukluk-yetişkinlik zaman dilimlerinde ileri geri giderek anlatırken, hayata dair hiçbirimize yabancı olmayan tespitler yapıyor. Kitabın asıl lezzetini bu tespitlerde bulacaksınız. Üstadın kendisiyle özdeşleşmiş kelimelerini ödünç alarak yazarsam; eserin behemehal iştiha ile okunması ve esere müspet aksülamel gösterilmesi icap eder.

  • Duygu
    2018-11-25 23:31

    Takip etmekte çok zorlandım. Biraz da ters bir zamanda okuduğum için olabilir, kitabın hakkını veremedim. Huzur'la devam edeceğim, bakalım.

  • Fatih EREL
    2018-12-03 01:50

    Tanpınar her zamanki gibi 1 kelimede anlatılacak şeyi 5 cümlede anlatıyor ve maksat bir türlü hasıl olamıyor. Sahnenin dışındakiler İstanbul mu yoksa karakterler mi ona da tam karar verememiş. Sıkıntılı bir aile içerisinde büyümüş buhranlara geçiren Sabiha'ya bir türlü ulaşamayan Cemal, oradan oraya sürükleniyor. Bu arada karakter sayısı arttıkça da ana konudan sapan bir yazın görüyoruz. Yine muğlak bir sonla da kitap bitiyor."Arzular ve ihtiraslar geçince, her şey zalim ve mütearrız yokluğun aynası oluyordu."

  • Burak
    2018-12-06 23:32

    Belki de en okunabilir ancak en sıradan eseri

  • Volkan
    2018-12-10 03:39

    "Biz evvela kelimeleri öğreniriz; sonra yaşadıkça teker teker manalarını."

  • Mehmet Dönmez
    2018-11-14 01:24

    Tarihi roman yazmadığını sandığım Tanpınardan milli mücadele arkaplanında geçen bir aşk romanı diyebileceğimiz Sahnenin Disindakiler, bana Huzur'da, Saatleri Ayarlama Enstitüsünde aldığım tadı vermemiş olsa da, üstadı sevenlerden nefis tespitlerini esirgememesiyle kendini okutturuyor.PS: Orhan Pamukun, bazı romanlarında (örn. masumiyet müzesi) 3. şahıs olarak kendinden bahsetmesinde ilhamı nereden aldığı belli oldu benim için: Kitapta Yahya Kemalden bahsedilirken betimlenen, Y. Kemalin yanındaki dağınık saçlı, hiç şiir kitabı basılmamış şair bilin bakalım kim!

  • Mert Taşdemir
    2018-11-29 19:25

    "Müthiş bir ahlaki buhran var. Harp sonrası, bütün kıymetleri ortaya attı. Biz Milli Mücadele ile meşgul olduğumuz için daha az farkındayız. Fakat herkes, yani onlar bir cehennemden kurtulmuş gibi yaşıyorlar. Bizde ise... Hayatın kendisi değişiyor. Şu iki üç senede aldığımız yolu tabii zamanda elli senede geçemezdik."

  • Onur
    2018-11-28 20:48

    Bu kadar iyi beklemiyordum. Cok akici hir dil ve surprizlerle dolu bir hikaye..