Read Mahur Beste by Ahmet Hamdi Tanpınar Online

mahur-beste

Mahur Beste'de Tanpınar'ın Huzur ve Sahnenin Dışındakiler adlı romanlarında önemli bir motif olan "Mahur Beste" teması önemli yer tutar. Mahur beste, acı bir aşk hikayesinin klasik musiki kalıplarıyla soyutlanmasıdır. Tanpınar, klasik Türk musikisini medeniyetimizin özlü bir yansıması olarak kabul eder. Mahur Beste'de Tanpınar'ın diğer eserlerinde de görülen medeniyet meseMahur Beste'de Tanpınar'ın Huzur ve Sahnenin Dışındakiler adlı romanlarında önemli bir motif olan "Mahur Beste" teması önemli yer tutar. Mahur beste, acı bir aşk hikayesinin klasik musiki kalıplarıyla soyutlanmasıdır. Tanpınar, klasik Türk musikisini medeniyetimizin özlü bir yansıması olarak kabul eder. Mahur Beste'de Tanpınar'ın diğer eserlerinde de görülen medeniyet meselesi büyük bir ağırlıkla ele alınır. Mahur Beste, Tanzimat sonrasında toplum hayatımızın her yönüne yansıyan değişim ve başkalaşımın yansıtıldığı ve her fırsatta tartışıldığı bir roman özelliğindedir....

Title : Mahur Beste
Author :
Rating :
ISBN : 9789759955755
Format Type : Paperback
Number of Pages : 175 Pages
Status : Available For Download
Last checked : 21 Minutes ago!

Mahur Beste Reviews

  • Duygu
    2018-12-02 14:17

    Tanpınar manifestosu. Açıldıkça açılan acayip bi metin. Yazarın bizle alenen geçtiği dalga ve okuyucu olarak bundan alınan müthiş keyif. Bir roman okudum da hayatım değişti, değil ama çok iyi ya hu.Not: Behçet Bey sen ne acayip adamsın.

  • Dilara
    2018-12-09 15:56

    Mahsur Beste, Behçet ile başlayıp Behçet'in hayatındaki insanlarla devam ediyor. Kitaba başladığımda Behçet'in ana karakter olduğunu düşündüm ve hikaye hoşuma gitti fakat ilerledikçe kitabın Behçet'in hayatındaki insanlara atladığını gördüm ve şaşırdım ama üzerine düşündüğüm zaman zaten Behçet'in silik bir kişiliği olduğu aklıma geldi, bu yüzden de doğal olarak tabii ki sadece kendinin anlatılması mantıksızdı. Kitabın sonundaki mektupta da görüldüğü üzere, yazar Behçet'i kendi hayatının içinde gördüğü için her karekterin nasıl bu kadar ayrıntılı ve mükemmel yazdığını anladım. Tanpınar gerçekten bütün karakterleri çok güzel bir şekilde anlatmış ve geçişler de çok güzel tamamlanmış.

  • Şahika
    2018-11-20 08:51

    Mahur Beste, Huzur ve Sahnenin Dışındakiler bir üçleme olarak yazılmış. Roman, Eyyübi Ebubekir Ağa'ya ithaf olunmuş. Eyyübi Bekir Ağa'nın da mahur makamında bir bestesi bulunmaktadır.Kimi yorumcular, bu romanın yapısıyla yüksek perdeden başlayarak kademe kademe düşüş gösteren bir yapıdaki mahur bestenin yapısı arasında bir paralellik kurar, fakat romanda temponun sonlara doğru düştüğü değil yükseldiği görülür. Çok zevkli bir okumaydı, kesinlikle okuyun, okutun.

  • Hande
    2018-11-30 14:10

    Geçişler, koridorlar üzeriden kurulan Tanpınarsal yaşantılar. Behçet Bey'in kendi hikâyesini unutup tamamlattırmaması, birçok karakterin bütün sembolleriyle -kiminin unutulup unutturmak, kiminin sabır, kiminin Protestan ahlâkı, kiminin mistisizm üzerinden- hücum etmesi. Ve Eyyubî Bekir Ağa'nın bir izlekmişçesine müdahale etmeye kalkıp Behçet Bey'in hatırlamalarında eriyen "Mahur Beste"si. "Olduğumuz gibi" ile "olmak istediğimiz gibi" terazinin iki kefesidir. Ben bunu başında fark ettiğim için hikâyenizi hatırât şeklinde yazmanızı önlemiştim, iyi ki böyle olmuş. Çünkü ikide bir müdahale edecek, işleri karıştıracaktınız. Birkaç masum "retouche" ile her şeyi alt üst edebilirdiniz. Çünkü siz bir terkipsiniz, Behçet Bey."

  • Laila
    2018-12-07 15:18

    Eksikti... Belki Tanpinar bu eserinde karakterlere dair finali okuruna birakmak istemisti bilmiyorum. Ama Behcet Bey'in sahsinda tanidigim karakterlerin hayatima teget gectiklerini hissettim. Keske yarim kalmislik duygusu olmasaydi... Belki Huzur'dan hemen sonra okudugum icin boyle hissettirdi bilmiyorum. Dudaklarimda hala Bile Redifli Gazeli'nin yankilari...

  • Rüçhan
    2018-11-26 16:10

    Tanpınar'ın karakter çözümlemesine ve betimlemesine hayran biri olarak bu kitabı da bir çırpıda okudum. Kitabın bir sonuca ya da çözüme bağlanmaması, bitmeden ortada kalması çok üzücü oldu benim açımdan. Belki "Saatleri Ayarlama Enstitüsü"nü, "Huzur"u geçecek bir eser çıkardı tamamlansa, kim bilir...

  • Asli Cansiz
    2018-11-21 11:58

    Her biri, üzerine ayrı bir roman yazılacak kadar canlı ve derin karakterlerle örülmüş muazzam bir anlatı. Memleketimde, yönetenler ile ilgili mevzular, her yüzyılda suretler değişse de aynı kalıyor. Bu değişmezlik bu toprağın laneti midir, üzerinde yaşayanların umarsızlığı mı bu da ayrı bir konu...

  • Seyyah
    2018-11-29 14:02

    Behçet Bey'in etrafında koskoca bir Tanzimat, meşrutiyet ve istibdat dönemi rüya gibi örülmüştü.

  • nisa
    2018-12-12 14:08

    Ah Sabri Bey .. keşke gelsen benimle, bütün o tepecikleri ufalayıp saatsiz komodinlere üflesek ..

  • A.
    2018-12-06 08:54

    Kurgusu son bölüme kodlanmış Mahur Beste bir önceki bölümde diğer bölümlerden kopuk bir şekilde sona eriyor. Betimlemeler ve yazarın zamanı bir sihirbaz gibi kullanması övgüye değer. Belki bir kurgu bütünlüğünde bu betimlemeler daha da etkili ve büyüleyici olabilirdi. Behçet Bey karakterinin romanın ortasında unutulması son bölümdeki mektuba eklendiğinde, yazarın kalemiyle yarattığı Behçet Bey'den çok hoşlanmadığını kanıtlar gibi. Öte yandan anlatım, öykülerin birkaçının sanki gerçek karekterlere ilişkin olduğu gibi bir şüphe uyandırıyor. Bu özellikle Osmanlı Sarayına ilişkin karakterlerin anlatımında daha belirginleşiyor. Bir anlamda, kendi tabiriyle, Ahmet Hamdi Tanpınar okurlarına Sultan II. Abdülhamid'in İstibdat dönemini bir kum saatine doldurur gibi evirip çevirerek anlatmış...

  • Entriol
    2018-12-08 07:49

    Kitaplar hakkında inceleme yazmayı geciktiriyorum olmamın büyük bir hata olduğunu fark etsem de, kendimi bundan alıkoyamıyorum. Bu sefer geciktirmeden kısa da olsa bir inceleme yapacağım.Ben bu kitapta yarım kalmış ama yalnız kalmasın diye yayımlanmış üç roman okudum. Her biri kısaydı, aralarındaki bağlantılar inceydi ama güzeldi. Mahur Beste, Tanpınar'ın popüler kitaplarından değil. Oysa Tanzimat döneminin sosyal yaşamından başlayarak toplumsal buhranlara değinmesiyle, bu sorunların günümüze kadar sarkması da düşünüldüğünde daha fazla okunmayı hak ediyor.Tek kahramanlı hikâye artık canımı sıkıyor.

  • meriç topçu
    2018-11-18 07:49

    daha ilk cümlede mekan ve zaman değiştiriyorsunuz, karakterlerin her biri birbirini kovalarken bir an olsun yorulmuyorsunuz. Doğulu ve Batılı kimliği ile ilgili her cümle bilincinize bir manşet gibi mıhlanıyor ve her yargıyı gıptayla sindirmeye çalışıyorsunuz . Bu Tanpınar büyüsü, başka birşey değil.

  • Tatli Karinca
    2018-12-16 09:06

    "siz kainatın etrafınızda dönmesini istiyorsunuz. düşünmüyorsunuz ki hayat sizi mahrekinin dışına atmış. hayat kimsenin etrafında dönmez, herkesle beraber yürür."

  • Baris Ozyurt
    2018-12-05 13:57

    "Siz kâinatın etrafınızda dönmesini istiyorsunuz. Düşünmüyorsunuz ki hayat sizi mahrekinin dışına atmış. Hayat kimsenin etrafında dönmez, herkesle beraber yürür."(s:158)

  • Elif
    2018-11-28 11:57

    Behçet Bey'in ilginçliğinin sizi alıp götüreceği biraz da tuhaf olan bir roman

  • Gri Limanlar
    2018-12-09 08:04

    Uzun zamandır hasretini çektiğim edebi lezzeti Mahur Beste'nin satırlarında buldum. Esasında hedefim Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nü okumaktı, zaten gördüğüm kadarıyla yazarın en bilinen ve övülen kitabı da o. Ancak Mahur Beste'yi daha önceden satın aldığım için ona başladım. Mahur Beste, Talat Bey'in kendisini terk eden karısı için yazdığı bir esermiş. Bunu kitabın ortalarına doğru öğreniyoruz. Ne var ki, kitap bu hikayeyle direkt alakalı değil. Başkahraman Behçet Bey ve yanında yöresindeki insanların hayatlarını anlatmış Tanpınar. Bunu yaparken olayların geçtiği devirlerin şartlarını, ülkenin ve insanların içinde bulunduğu durumu güzel özetlemiş. Hele İsmail Molla ile Sabri Hoca'nın memleketin ve Doğu'nun durumunu, medeniyetin ne olduğunu ve nasıl bu hale geldiğini tartıştıkları yerde okuduğum çok güzel tespitler mevcut. Behçet Bey'e gelince... Başta babası ve karısı olmak üzere, görünüşünden ve bazı hareketlerinden ötürü hor görülen bir zat. Babası İsmail Molla da, karısı Atiye de baskın karakterler. özellikle onun için, bir de Sabri Bey'in çocukluğunda ve gençliğinde yaşadığı şeyler için üzüldüm. Kitapta altını çizdiğim yığınla yer var. Yazarın insanları, duyguları ve olay yerlerini tarif ettiği satırlar da çok güzel. Örneğin; "O gece Atiye, "Çamlıca" dediğimiz o şaşırtıcı tabiatın bütün akıl alıcı güzelliği ve sükunu ile yıldız şelaleleriyle üstüne yıkıldığını, pırıltılı bir Cebrail kanadı değmiş gibi içindeki her aydınlığı söndürdüğünü sanmıştı". Bu nasıl güzel bir cümledir!Son bölüm, yani "Mahur Beste Hakkında Behçet Bey'e Mektup"ta kitabın neden bu şekilde yazıldığı açıklanıyor. "Siz kainatın etrafınızda dönmesini istiyorsunuz. Düşünmüyorsunuz ki hayat sizi mahrekinin dışına atmış. Hayat kimsenin etrafında dönmez, herkesle beraber yürür." diyor yazar, Behçet Bey'e. Çok da doğru söylüyor.

  • Cem
    2018-11-16 08:00

    Tanpınar'ın bu romanını, büyüğünden hikâyeler dinleyen bir çocuğun dinlemesi gibi okudum diyebilirim. Bununla, anlatılanların kişide uyandırdığı merakı, hikâye örgüsündeki yer yer kopuşları (biri size hadiseleri şifahen anlatıyormuşçasına), bazı kere gereğinden fazla -fakat bilinçli şekilde- detaylandırılan konuları kastediyorum. Zaman, her 'zamanki' gibi eserin merkezinde. Ne dün, ne bugün; bir bütün. Geçmişi ve geleceği ile. Bugün sadece bugün değil, mazi ve bugün denilen günün toplamı. Sahife 93-94 bunu çok veciz bir şekilde ifade ediyor: '...evvelâ Türkçe konuşur doğmak ... dört asır lüfer, kalkan, barbunya yiyeceksin ... hayat arızalarının üstünde bir vahdanîlik fikriyle yaşayacak ...'Musıki ile ilgili, pek çok şey arasından, şu özellikle dikkatimi çekti (sah. 93): 'Geçen ramazan teravihten sonra bir hasta ziyaretine gitmiştim. Araba ile Küçükpazar'dan geçiyordum. Birdenbire merhum Zekâî Efendinin bir bestesi kulağıma çarptı. Baktım: bir pencerenin içine fonografı kurmuşlar. İnanır mısın, o zamandan beri fonoğrafsız ramazanı aklım almıyor.' Bu, elbette Tanpınar'ın kurgusu. Fakat mesele bu yazılanların hakikaten tahakkuk edip etmediği değil; bilakis, kurgunun bu şekilde yapılmış olması, yani Zekâî Dede'nin bestelerinin fonograflarla, tasvir edilen şekilde dinlenebilirliği, musıkinin hayata sinmişliği. Şehir musıkisi tezine güzel bir misal.Hukuk gözüyle de bakınca şu kısacık alıntıyı, bir çok anayasa hukuku kitabına pek yakışacak bir söz olarak not aldım (sah. 95): -Sabri Hoca, İsmail Molla'ya söylüyor-: '...Bu talih bir Kanun-ı Esasî ile değişmez.'

  • Tantunicemilbey
    2018-12-09 09:07

    Tanpınar bu romanında karakterleri ince işlemek yerine bir birbirine gebe ve dallanıp budaklanan okurken tat veren ama hatırlanması güç hikayeciklerle süslemekle yetinmiş. Hatta diğer romanlarındaki dirlik ve düzen bu kitapta neredeyse hiç yok. Bu sadece bir hikaye temrini ve cümle egzersizlerden oluşan bir karalama defteri gibi olmuş... hele bu anlatılan dağınık hikayeleri derleyip toplarlamak için sonda anlatılan mektup ise tam bir yazar işgüzarlığı....  romanın ana karakterine sitemkar ''sizin de hayatınızda bu karakter ve olaylar olmasaymış bu kadar dağınık yazmazdım'' serzenişin yer aldığı mektup çok çocuksu bir bahane... keşke her hikaye  birer küçük öyküde dile gelseymiş... tanpınarın hikayelerine birkaç tane daha eklense bunu kimse yadırgamazdı herhalde... ama yine de közde pişmiş her yudumda damakta tat bırakan acı bir kahve kadar lezzetli bu yazarın cümleleri... sadece bunun için bile okumaya değer... yazarın huzurda yapmaya çalıştığı doğu ve batılı olmanın bizcesini tanpınar bunda da gayet iyi aktarmış. Uzun tahlillere ve yoruma değecek bir yazar tanpınar...

  • A. Sacit
    2018-12-08 15:53

    Mahur Beste, yazar tarafɪndan yarɪm bɪrakɪlmɪş bir roman izlenimini veriyor. Halbuki, Tanpɪnar ҫok ilginҫ bir başlangɪҫla Cumhuriyet öncesine bir pencere aҫɪp Sultan Abdülhamid dönemi yönetiminin beceriksizliğini, topluma olan baskɪsɪnɪ, insani değerlerin büyük ölҫüde iflas edişini, halkɪn ҫaresizliğini, Ittihat ve Terakki hareketinin köklü bir kavramdan yoksun olarak sadece Abdülhamid’e tepki olarak geliştiği fikrini, günün kalburüstü kesiminde yapɪlan ҫoğu zaman karamsar, umutsuz doğu-batɪ (şark-garp) tartɪşmalarɪnɪ büyük bir ustalɪkla dile getiriyor, ve Behҫet Bey’in karakterini - adeta Sultan Abdülhamid halktan gelişigüzel bir kimse olsaydɪ benziyebileceği- silik, zayɪf, ürkek fakat işgüzar bir detay adamɪ olarak sunuyor. Sonra, roman zaman iҫinde Tanzimat başɪna kadar (1800’lu yɪllar) geriye doğru giderek yakɪn ve uzaktan ilgili birҫok karekteri okuyucuya tanɪtɪyor, düşünce ve yorumlarɪnɪ dile getiriyor, ve… Son! Tanpɪnar romanɪn sonuna “Behҫet Bey’e Mektup” başlɪklɪ günah ҫɪkarma mahiyetinde fakat dahiyane bir kɪsɪm eklemesine rağmen, yarɪda bɪrakmiş olmanin verdiği hayal kɪrɪklɪğɪnɪ telafi edemiyor.

  • Hakan T
    2018-12-09 13:53

    Tanpınar'ın romanları arasında belki de en zayıfı. Zayıf tanımı tabii biraz ağır, sonuçta sıkı bir metin var karşımızda. Klasik ve hayranlık uyandırıcı Tanpınar uslubu, derinlemesine karakter tahlilleri, toplumsal tasvirleri ve elbette yazarımızın olmazsa olmazlarından Doğu-Batı arasındaki kimlik arayışımız Mahur Beste'de fazlasıyla var. Romanı zayıf kılan ise tamamlanmamış ya da toparlanmamış hissi uyandırması. Tabii bu kasıtlı yapılmış da olabilir. Sonuçta eserin son kısmında yer alan mektup da bir post-modern hava katmış. Çok farklı bağlamları olsa da bana Ian McEwan'ın Sweet Tooth'un hatırlattı...

  • huzeyfe
    2018-11-29 11:48

    Bu kitabı okurken çok zorlandım. Normalde bir bilemedin iki günde bitmesi gereken bir kitap neredeyse bir haftamı aldı. Bunun başlıca sebebi her bir bölümde farklı karakterlerin duygusuyla yazılmış olması. Bu yöntem bazen olumlu sonu verirken -mesela Benim Adım Kırmızı'da hoşuma gitmişti- bazen de romanı kopuk bir hale getirebiliyor. Bütün bir romandan ziyade birden fazla hikayeden oluşan bir derleme gibi geldi bana. Belki de kopuk kopuk okuduğum için olmuştur bilemiyorum. O nedenle bu kitabı daha sakin kafayla bir kere daha okumak isterim.

  • E.berre
    2018-11-23 14:10

    bir kitabın ilk sayfası daha güzel olabilir miydi bilmiyorum. karakterden karaktere geçişler, bir dönemin ve öncesinin ve daha öncesinin bir kaç kuşağın hikayesi bu kadar ince anlatılabilir miydi, bu kadar az sayfada bir halkın karakteri bu kadar net tahlil edilebilir miydi? bilmiyorum. okudukça öğreneceğiz muhtemelen. bizimle ilgili en güzel sözü söylemişti zaten ahmet hamdi "ne içindeyi(z)m zamanın ne dışında, yekpare tek bir anın parçalanmaz akışında."

  • ayşe derya
    2018-11-18 12:50

    Bu kitabı nasıl sevmiştim yahu.SONRA Bİ BAKTIM KİTABIN SONU YOK.Yani kitap yarım.YAZMAMIŞ TANPINAR bEYEFENDİ.Çok sinir olmuştum. Şimdi kitaba dair zerre kıvamında bir şey bile hatırlamıyorum.Tanpınar'ın da kazığını yedim.Ofisteki son gün kitabı İto San'ın masasına öylece bırakmıştım. Japonya'daki kütüphaneden aldığım son kitap böyle mi bitecekti.Bu bize yapılır mıydı sayın tanpınar?

  • Ayse Sen
    2018-12-05 08:54

    Mahur Beste'de de Ahmet Hamdi Tanpınar aynen Saatleri Ayarlama Enstitüsü gibi mükemmel betimlemeler kullanmış. Benim en çok beğendiğim kısım Behçet Beyin kitapları yorganının altına koyup onlarla uyuması. ve de Behçet Beyin babası Molla Beyin 'ciltli kitaplar güzel giyinmiş kadın gibidir' adlı cümleleri.

  • booksofAhu
    2018-12-16 07:51

    sanıyorum ben giriş gelişme sonuç seviyorumböyle bir zaman aralığını anlatan kitaplar tat vermiyorevet kitap pekçok şey anlatıyor ama bi yere varmıyorüstelik o kadar çok yan hikaye (hikaye de değil de açıklama) var ki kim neydi koptum benfantastik romanlardaki haritalar gibi bi ilişki haritası eklenebilirmiş kitaba..

  • Alp Eren Topal
    2018-12-15 15:12

    Yarım kalmış sananlar aldanıyor. Bilakis Tanpınar'ın bu eseri edebiyatta nadir görülen bir şeyi başarıyor, kurguyu öyle bir yerde, öyle bir şekilde katlayarak yarım bırakıyor ki, hikaye sonsuza uzanıyor.

  • Beyza
    2018-11-23 12:54

    Zavalli Behcet Beyi ve onun etrafindaki insanlari anlatirken donemin siyasi konjonktürüne ve bunun halk tabanindaki karsiligina da deginen bu kadar kisa olmasaymis belki bir saatleri ayarlama enstitusu olabilecek kitap

  • Özgür Göndiken
    2018-12-10 09:49

    Şark Medeniyeti'nin çöküşünü ve Osmanlı modernleşmesini bireyden topluma hocası Yahya Kemal'in şiir sanatı tadında ve Türk-Islam algısında romanlastiran Tanpınar diğer romanlarını da okutmak için insana şevk veriyor.

  • Fatma
    2018-12-07 16:16

    Kalbim paramparça

  • Maria Cupery
    2018-11-17 13:48

    charming, gentle, sad and a great, even amusing portrait of the times between Empire and republic. The letter at the end was genius!