Read Beş Şehir by Ahmet Hamdi Tanpınar Online

be-ehir

Beş Şehir'in asıl konusu hayatımızda kaybolan şeylerin ardından duyulan üzüntü ile yeniye karşı beslenen iştiyaktır. İlk bakışta birbiriyle çatışır görünen bu iki duyguyu sevgi kelimesinde birleştirebiliriz. Bu sevginin kendisine çerçeve olarak seçtiği şehirler, benim hayatımın tesadüfleridir. Bu itibarla onların arkasında kendi insanımızı ve hayatımızı, vatanın manevî çehBeş Şehir'in asıl konusu hayatımızda kaybolan şeylerin ardından duyulan üzüntü ile yeniye karşı beslenen iştiyaktır. İlk bakışta birbiriyle çatışır görünen bu iki duyguyu sevgi kelimesinde birleştirebiliriz. Bu sevginin kendisine çerçeve olarak seçtiği şehirler, benim hayatımın tesadüfleridir. Bu itibarla onların arkasında kendi insanımızı ve hayatımızı, vatanın manevî çehresi olan kültürümüzü görmek daha da doğru olur.Bizden evvelki nesiller gibi bizim neslimiz de, bu değerlere, şimdi medeniyet değişmesi dediğimiz, bütün yaşama ümitlerimizin bağlı olduğu uzun ve sarsıcı tecrübenin bizi getirdiği sert dönemeçlerden baktı. Yüz elli senedir hep onun uçurumlarına sarktık. Onun dirseklerinden arkada bıraktığımız yolu ve uzakta zahmetimize gülen vaitli manzarayı seyrettik....

Title : Beş Şehir
Author :
Rating :
ISBN : 9789759952440
Format Type : Paperback
Number of Pages : 232 Pages
Status : Available For Download
Last checked : 21 Minutes ago!

Beş Şehir Reviews

  • huzeyfe
    2018-11-17 06:48

    "Hayatımızda kaybolan şeylerin ardından duyulan üzüntü ile yeniye karşı beslenen istiyak" Bu kitabı bundan daha güzel özetleyecek bir cümle bulamıyorum.Yıllardır her yeni bir şehre taşındığımda ve hayatıma yeni bir sayfa açtığımda bende oluşan bu hissiyatın sözcüklere dökülmüş halini bir kitap halinde bulabilmek ne hoştu.Ahmet Hamdi Tanpınar'ı daha iyi anlama ve daha bir sevme sebebi bir kitap.

  • Laila
    2018-11-21 10:43

    Tanpınar'ın eşsiz anlatımıyla 5 Şehir...Özellikle İstanbul'u kaleme aldığı satırlar öğretici ve dilin şiirsel anlatımıyla büyüleyiciydi. Araştıracak pek çok şeyim oldu diyebilirim. Bil miktarda yer imi kullandım. İstanbul'dan sonra en çok Bursa anlatımını sevdim. Öteki şehirleri görmediğimden bana o kadar etkileyici gelmemiş olabilir, bu yazarın değil benim eksikliğim. Hani bazı kitaplar vardır, hayatınızın belli bölümlerinde yeniden okusanız çok farklı lezzetler alırsınız ya, 5 Şehir de onlardan biri. Uzun bir ara sonrası yeniden okumalıyım diye not düştüm defterime.

  • Mustafa Şahin
    2018-11-28 11:58

    Kitabın neredeyse tamamı İstanbul'a ayrılmış; ancak bu, diğer şehirlere dair yazılanların içeriğinin az olduğu anlamına gelmiyor. Temel olarak her şehirde tarihi yolculuklara çıkarıyor bizi Tanpınar. Saraylardan, hanlardan, özellikle mimariden ve müzikten bahsediyor. Selçuklu ve özellikle Osmanlı dönemine ait uçsuz bucaksız örneklerle de dönemlere dair düşüncelerini dile getiriyor. Her şehir ve coğrafya kendi içinde referans olarak okunabilir. Ama zaman vermek lazım. Ha deyince okunacak eserlerden değil.

  • Özgür Tekin
    2018-11-16 06:53

    Çok bildiğime değil ama muhtemelen Türk edebiyatının en donanımlı yazarlarının başında geliyordur Ahmet Hamdi. Beş Şehir kitabı ülkemizin beş şehrini tarih, din, edebiyat, sanat, müzik, felsefe daha bilmem ne açılarından ele alıyor. Şehir rehberi yazma hadisesinde öyle yüksek bir standart ki bu kitap, şehirler hakkında yazı yazanlar Ahmet Hamdi'den nefret ediyorlardır. Belki tek tesellileri dilinin gittikçe eskiyor olması olabilir. Türk yazarları arasında Klasik Türk Müziğine Ahmet Hamdi kadar hakim bir yazarın var olabileceğine inanmak istemiyorum. Bu kitabında hiçbir şeyi kırıp dökmeden her şeyi nezaketle, olumlu bir bakış açısıyla anlatmış. Bazı bölümlerde, özellikle İstanbul'u anlattığı kısımda edebiyat resmen gürleyerek akıyor. Tekrar okumayı hak eden bir kitap, hangi Ahmet Hamdi kitabı öyle değil ki. Orhan Pamuk'un Tanpınar'a çok kıymet verdiği aklımda kalmış olduğu için kitabı okurken, özellikle son bölüm, bende Pamuk'un İstanbul ve Hatıralar kitabını tekrar okuma isteği uyandırdı. İstanbul ve Hatıralar'ı Tanpınar'ı tanımadan okumuştum. Şimdi eminim sayfaların arasında, onun gölgesini daha iyi görebileceğim. Pamuk beni Tanpınar'a fırlatmıştı, şimdi bir bumerang gibi Pamuk'a geri döneceğim.

  • Metin Yılmaz
    2018-12-11 12:00

    Naif, zarif, kibar ve güzelliklerle dolu bir Türkçe ile anlatılan, beş şehrin öyküsü. Okuduğum ilk Ahmet Hamdi Tanpınar eseri Beş Şehir, etkileyici bir anlatıma sahip. Az biraz uzun zamanda okunmamın nedeni isr en son şehir olan İstanbul'da beklentimden çok daha ağır bir ilerleme olmasıdır. Diğer şehirlerde akıcı bir biçimde okunan kitap, bir anda trafiği gibi yavaşlattı beni. Zaten kitabın yarısı İstanbul. Uzatmaya gerek yok enfes bir kitap, mutlaka okunmalı yazarlarımızdan Ahmet Hamdi Tanpınar.

  • Özlem Güzelharcan
    2018-11-19 11:42

    Tanpınar’dan İstanbul, Ankara, Konya, Bursa ve Erzurum üzerine muhteşem bir anlatı fakat bahsettiği şeyler şehirlerin çok ötesinde aslında; cümleleri insan ruhunun en derin noktalarında bir yerlere dokunuyor, aslı hedefi bu. Tanpınar’ın kitapta okuyucuya sorduğu can alıcı sorulardan biri şu: Niçin geçmiş zaman bizi bir kuyu gibi çekiyor? İşte Beş Şehir de niçin Ahmet Hamdi Tanpınar’ın bizi kuyu gibi içine çekmesinin cevabını veriyor.

  • M.
    2018-11-19 14:08

    Ankara'yı bir çırpıda okuduktan sonra Erzurum'da uzunca zaman kaybettim. Konya'da tanıdık birkaç isim geçince ilgim biraz daha arttı. Bursa'yı okurken Erzurum'un bende hiç hatırası olmadığı için beni biraz sıktığını anladım. Ama bu benden kaynaklanıyordu. Ahmet Hamdi Tanpınar'ın üslubuna hayranım. Bursa... Öyle naif, öyle güzel ve içten anlatmış ki... Benim için ayrı bir yeri olduğu içindir belki bu kadar sevimli gelmesi, bilemiyorum. Ama nedense hep gülümsedim. Kitabın yarısı diğer dört şehire, yarısı İstanbul'a ayrılmış. İstanbul'a gelince iştahım kabardı. Ancak (belki de büyük bir etki bırakmasını beklediğimden) İstanbul beni bir Bursa kadar etkileyemedi. Yine de bu demek değildir ki güzel yazılmamış bu eser; aksine mimarisinden musikisine kadar öyle detaylı bir tasvir yapmış ki eserin ne denli kıymetli olduğunu, eşinin ve benzerinin henüz yazılmadığını, büyük ihtimalle bu kadar güzelinin de yazılamayacağını düşündürttü bana. Dört ay elimde kalmasının suçlusu benim. Ahmet Hamdi Tanpınar canımdır.

  • Merve
    2018-12-09 10:51

    Zor ilerliyor, tabi ki dili ağır geliyor ama tasvirler gerçek bir zeka ürünü. "Bu alışma bittikten sonra şehir yavaş yavaş ,tıpkı bugün için verebileceği her şeyi verdikten sonra,sizden uzakta geçmiş çocukluğunu ve gençliğini de hediye etmek isteyen, kesik, başı boş hatırlamalarla onları anlatan, güzel ve sevmesini bilen bir kadın gibi mazisini açar."

  • Figen
    2018-11-19 08:49

    Ahmet hamdi tarihi sayfalarda hayaller ve destanlarda hatıralara gezdi ve sonunda İstanbulda kendi zamanına geri döndü. eser de birbirinden farklı 5 şehir varmış gibi gorunmekle birlikte bir başlangıç-Ankara kalesi ve yeni devletin kuruluşu- gelişme -Erzurum ve Konya ve Bursa-ve de sonuç-Istanbul- var. içinde mazi ve bugün ve gelecek var. Beş şehirde beş zahiri duyunun ötesinde beş batıni duyu: anlayış, vehim, düşünce, hayal, hafiza bize tadına doyulmaz bir zenginlik sunar...

  • Lacin
    2018-11-24 13:52

    "...sevdiğimiz şeyler bizimle beraber değişirler ve değiştikleri için de hayatımızın bir zenginliği olarak bizimle beraber yaşarlar." diyor önsözde Tanpınar. Niye böyle bir deneme yazmayı istemiş diye telefonda bir arkadaşımla birbirimize soruyoruz. Gezdiği için? Çocukluğunda maruz kaldığı manzarayı yeniden deneyimleme şansı olduğu için? Belki bunu bir tür görev, borç gibi mi gördüğü için? Savaş sonrasının şehir ve ötesi manzarasını kayıt altına almak, değişimi gördüğü için halefleri selefleri not etmek, yazıya dökmek için? Böyle sebeplerimiz var telefonda. Üstüne yazılmış incelemeleri okuyalım madem diyoruz. Şimdi kitabın önsözünü bir daha okuyunca aklıma geliyor: Boğmadan, tutup boğazından silkelemeden, nazikçe, özgürce muhafaza etmeyi arzu ettiği için olabilir, üstelik arzu etmeyi bilebildiği içinmiş sanki bu üslup. "Bir gün Anadolu insanının his tarihi yazılır ve hayatımız bu zaviyeden [açıdan] gerçek bir sorgunun süzgecinden geçirilirse" diyor aynı önsözde, günün sebebi geçmişte bulunacak ona göre. His tarihi yazmaktan bahsediyor! Zaman, müzik ve insan hayatına dahil edilmiş toprağın görünümü (peyzaj, manzara, landscape... ne diyelim?) birleştiren bu kitaptaki denemeleri coğrafya ve kent anlatırken kullanmak lazım. Senden önce bir arazide kimlerin, nelerin, hangi arzularla tepiştiğini bilmeden anlatabilir misin savaşı, barışı, oluşu, eksiği? Anlatabilirsin, ama kıytırık olur, yapmacık olur, ahmakça olur.Kent okumalarına Lefebvre gibi birinin yazdıklarıyla girmiş, duygu/duyuşsallık ve mekan okumalarına yavaşçacık dalan biri olarak bu kitapta geçmişe nostalji duyan, manzarayı ve yerlerin ritmini, zamanını oturduğu yerden anlatan biri umarak başlamıştım kitaba; nostalji (yani bir tür nafile, çıkışsız acı) duyan bir adam yerine uzlaşmak için geçmişin izlerine dokunma derdinde bir yazarla karşılaştım, manzara hastası bir bakış yerine bir yerin zamanını içinden geçerek, yürüyerek, durarak, içine çökerek duyumsayan bir yazarla karşılaştım. Bu, kuramda karşılığını öyle güzel bir yerde buluyor ki şimdi. Yazdığı şehirlere karşı zarar vermekten korkan eleştirel bir sevgi duyduğunu sanıyorum yazarın, nostaljik bir açlık değil.Daha da üstüne yazılası.

  • furkan arik
    2018-11-22 12:51

    "Yıkılanın, kaybolanın nasıl bir şey olduğunu, bütün yaraların henüz taptaze olduğu, kanadığı o günlerde anlamak güçtü. Bütün cemiyet o kadar kat'î bir talihin etrafında dolaşmış, o kadar dönülmeyecek yerlere kadar gitmiş ve gelmişti ki, şehir, ölümün mukadder göründüğü kazadan nasılsa kurtulmuş bir insana benziyordu. Tıpkı hikâyede bacağını kaybeden adamın en lüzumsuz eşyasını araması gibi, yeniden canlanan şuur bir türlü esaslının üzerinde duramıyor, teferruat üzerinde geziniyordu."

  • Ayse Sen
    2018-12-14 10:43

    ahmet hamdi tanpınar uslubunu konuşturmuş.özellikle istanbulu çok güzel anlatmış.sayesinde birçok bilgi edindim.tavsiye ederim.

  • Negar Ghadimi
    2018-12-16 07:55

    Gideceğimiz yolu hepimiz biliyoruz. Fakat yol uzadıkça ayrıldığımız âlem, bizi her günden biraz daha meşgul ediyor. Şimdi onu, hüviyetimizde gittikçe büyüyen bir boşluk gibi duyuyoruz, biraz sonra, bir köşede bırakıvermek için sabırsızlandığımız ağır bir yük oluyor. İrademizin en sağlam olduğu anlarda bile, içimizde hiç olmazsa bir sızı ve bazen de, bir vicdan azabı gibi konuşuyor.----------------------------------Mimarlık, meselâ musikide, şiirde, resimde olduğu gibi bize derhal hayatı veren bir sanat değildir. Bu tecrit, daha yükseklerde dolaşır, hatırlatmadan duyguyu tatmin edebilir. ----------------------------------Biz, iki medeniyetin yorgun çocukları, onların mihver kelimelerini ve meselelerini âdeta atlayarak geçeriz. Divan-ı Kebîr'e gelince onun kamaştırıcı aydınlığında hiçbir şeyi olduğu gibi görmek mümkün değildir. Zaten Mevlânâ Şems'ten değil, aşktan bahseder.----------------------------------Niçin mutlaka hayatta bir devam istemeli ve neden bir ihtiras sahibi olmalı? Bütün bunların lüzumu ne? Bütün pınarlardan içmiş olsam bile ne çıkar? ... Bütün hilkat, geniş ve eşsiz kudretinde canı sıkılan bir tanrının kendi kendini eğlendirmek için icat ettiği bir oyundur.----------------------------------En büyük meselemiz budur; mazi ile nerede ve nasıl bağlanacağız, hepimiz bir şuur ve benlik buhranının çocuklarıyız, hepimiz Hamlet'ten daha keskin bir "olmak ve olmamak" dâvası içinde yaşıyoruz. Onu benimsedikçe hayatımıza ve eserimize daha yakından sahip olacağız.

  • Mehmet Beşer
    2018-12-04 11:11

    Bu kitabı hem Türkçemizin hem kültürümüzün zirvelerinden olduğu için selamlamalıyız. Bir kitabı selamlamak, öyle okuyup geçmekle olmaz. Anlatılan beş şehire de gidip her şehirde ilgili pasajı okumak, bu temada bir fotoğraf koleksiyonu oluşturmak... İlk aklıma gelenler bunlar.Beş Şehir'i ben ayrıca taşrayı da güzel bir şekilde işlediği için seviyorum. Yani sadece İstanbul'a methiyelerle dolu bir kitap olsa bu ilgiyi, bu değeri göremezdi.Gerçi tam olarak taşra sayılmaz ama İstanbul dışına yönelen bir başka güzel eser için bakınız: Osmanlı'yı Kuran Şehir: Bursa'ya ŞehrengizBu da Beş Şehir'e güzel bir nazire. Ama ayrı bir eser olarak da çok değerli: Altıncı Şehir

  • Eren Seyhan
    2018-12-15 14:49

    bursa'ya gelene kadar sıkılıyorsunuz. yer yer konya'da bir kıpırdanma oluyor ama yeterli düzeyde değil. kitap istanbul'un omuzlarına yüklenmiş.kaybolan çoşkumuz, heyecanımız özet geçilmiş. cumhuriyetin kültürümüz üzerindeki yıkıcı etkisini de yer verilmiş. eskiye ait ne varsa anlayamadığımız gibi şehirleri de anlayamadığımıza değinilmiş. elimizden gelen geçmişle dertlenmek. kaybettiklerimiz küçük boyutlu şeyler değil. hüzünle okuyun.

  • Rüçhan
    2018-11-24 07:10

    Yine bir Tanpınar klasiği... Ben bu adamı yüz yıl da okusam zevk alacağım sanırım. Anı,yaşamöyküsü, gezi yazısı, tarih, coğrafya, seyahatnâme, roman, şiir... Ne ararsanız bu kitapta. Hepsinin tadını içinde barındıran kitaptan öte birşey. 5 şehir içinden pek tabii İstanbul, kitabın en iyi bölümüydü. İkincisi acaba hangisi desem. Çok sevdiğim Bursa mı, hiç bilmediğim Erzurum mu... Konya'yı okurken biraz sıkılmasam bu kitaptan da 5 yıldızı esirgemezdim.

  • Feyza
    2018-12-10 13:47

    “gideceğimiz yolu hepimiz biliyoruz. fakat yol uzadıkça ayrıldığımız âlem, bizi her günden biraz daha meşgul ediyor. şimdi onu hüviyetimizde gittikçe büyüyen bir boşluk gibi duyuyoruz, biraz sonra, bir köşede bırakıvermek için sabırsızlandığımız ağır bir yük oluyor. irademizin en sağlam olduğu anlarda bile, içimizde hiç olmazsa bir sızı ve bazen de bir vicdan azabı gibi konuşuyor.”

  • Ilknur özden
    2018-11-27 08:54

    Her ne kadar dili ağır olsada Ahmet Hamdi'nin anılarını çok güzel dile getirdiği bir kitap. Bu anılar sayesinde İstanbul, Bursa, Ankara, Konya ve Erzurum'un dünü ve bugünü çok güzel anlatılmış ve akıcı bir kitap ortaya çıkmış. Tavsiye ederim :)

  • Selcuk
    2018-11-21 12:59

    Başyapıt ifadesi kitabın kıymetini teslim etmede işe yarar mı bilmiyorum. Tanpınar şehirlere kelimelerden kapılar açıyor, kaleler kuruyor ve şehrin eski insanlarının hüzünlerine doğru bir yolculuk başlatıyor buralardan.

  • Nurdan Şallı
    2018-11-29 09:54

    Bir Tanpınar sever olarak, kitabın beni en çok ilgilendiren bölümü, doğal olarak tarihine ve doğal manzarasına yanık olduğum şehir "İstanbul" oldu. Arada konular arasındaki bütünlük, dildeki akıcılık dağılsa da en sevdiğim kısım burası olarak kalmaya devam etti. Doğup büyüdüğüm şehrin can alıcı mazisini okurken metindeki edebi lezzete tamamen doydum, eski İstanbul'da keyifli ve çıngıraklı bir sefere çıktım. Günümüzde, bu şehirden eskiye dair herhangi bir kırıntı dahi kalmadığı gerçeği ise, beni yine derin düşüncelere sevk ederek elemlere boğdu.Bu bölümde hoşuma giden alıntılar ise şunlar oldu:"Ağaçlar, evler mukaddes bir ziyaretten arta kalmış mahlûklar gibi biçare ve mahzun, geceye girerler. Onun kendisine seçtiği elbiseye bürünürler. Bu bazen bir musikinin sırmadan hil'atı olur, bazen sadece mehtabın sarı gülleridir, bazen yaşayan günün dilde ve damakta dolaşan lezzeti veya dört bir taraftan semt ve mahalle adlarının hayalimize birbiri ardınca sunduğu hâtıralardır. Fakat hangi kılıkta gelirse gelsin, hangi kadehte uzanırsa uzansın daima bir yalnızlık hissi ile beraber yürür.""Hayır, muhakkak ki bu eski şeyleri kendileri için sevmiyoruz. Bizi onlara doğru çeken bıraktıkları boşluğun kendisidir. Ortada izi bulunsun veya bulunmasın, içimizdeki didişmede kayıp olduğunu sandığımız bir tarafımızı onlarda arıyoruz.""Bugünün mahallesi artık eskiden olduğu gibi her uzvu birbirine bağlı yaşayan topluluk değildir; sadece belediye teşkilatının bir cüzü olarak mevcuttur."Ankara ile ilgili bölümün çok kısa, özentisiz olduğunu düşünüyorum, daha detaylı ve şiirsel üslubu burada da sürdürebilirdi Tanpınar. Ankara geri plana atılacak bir şehir değil. İstanbul dışında Bursa ile olan bölüm de yeterince ilgimi çekti.Kitap, ziyaret etmediğim şehirleri (Bursa, Erzurum, Konya) en yakın zamanda gidip görme, kendine has iklim ve sokaklarını soluma, oranın sokak satıcılarıyla tanışıp şehir hakkında sımsıcak bir sohbete dalma isteği uyandırdı bende.

  • Seda
    2018-11-18 11:12

    Her satırı ince ince okunmalı. Üç aydan fazla sürede okumayı tamamladığım eser deneme türünde kaleme alınmış. Tanpınar'ın "hayatımın tesadüfleri" dediği şehirler tarihi, kültürel ve siyasi arka planıyla okuyucuya sunulmuştur. Ankara-Erzurum-Konya-Bursa-İstanbul sıralamasıyla okuduğum baskının en çarpıcı bölümleri "Bursa'da Zaman" ve "İstanbul" oldu.

  • Mehmet Durakcı
    2018-12-04 13:10

    Oldukça sıkıcıydı. Birkaç güzel cümle dışında bir şey yok 👎

  • Samet
    2018-12-13 10:54

    " iki cümlen için benim hafızamda adın bursa ile birleşiyor"

  • Hasan
    2018-12-17 09:04

    Ağır bir dili var. Gerçi Saatleri Ayarlama Enstitüsü kadar ağır değil. Kitap Ahmet Hamdi Tanpınar'ın hayatı boyunca gezdiği 5 şehri tarihleriyle birlikte anlatışını konu alıyor. Kitabı okuduktan sonra içimde bir Erzurum'u görmek isteği oluştu.

  • Selda Ceylan
    2018-11-28 13:03

    Bu kitabı bazı alıntılar yaparak anlatmak istiyorum. Eskiye özlem duyanlar için...............Yaşanmış hayat unutulmuyor, ne de büsbütün kayboluyor, ne yapıp edip bugünün veyahut dünün terkibine giriyor.*Bu nerede basıldığı bilinmeyen, hatta hiç elinize geçmeyen, fakat sizden başka herkesin okuduğu ve her ağızdan beraberce size naklettiği bir gazeteye benziyordu.*Çadırın karanlığında, her yanın, her şeyin sihirli bir kimya içinde yüzdüğü, yıldız parıltılarıyla yıkanıp temizlendiğini, içten büyüdüğünü sanıyordum.*Kader, insan ruhu bir tarafını tamamlasın, yaratılışın büyük rüyalarından biri gerçekleşsin diye, onları bu ovaya kadar göndermişti.*Şüphesiz bugünün büyük meseleleri var. Fakat hiçbiri kanla halledilemeyecek, insan ruhu kendi gerçeklerine erişene kadar bu acıyı çekecek.*Ne yazık ki fertler gibi milletler için de talihin bazı cilveleri ancak nefsinde tecrübe ile anlaşılabiliyor.*Doğrusu istenirse, ağaç mimarimizin ve bütün hayatın en lütufkâr yardımcısıdır. O güneşin adına söylenmiş bir kasideye benzer. Bir ağacın ölümü, büyük bir mimari eserinin kaybı gibi bir şeydir. Gerçek yapıcılığın, mevcudu muhafaza ile başladığını öğrendiğimiz gün mesut olacağız.*Heyhat ki yaldızlı tavandan, gümüş eşyadan ve geçmiş zaman hatırasından çok çabuk bıkılıyor. Hayır, muhakkak ki bu eski şeyleri kendileri için sevmiyoruz. Bizi onlara doğru çeken bıraktıkları boşluğun kendisidir. Ortada izi bulunsun ya da bulunmasın, içimizdeki didişmeden kayıp olduğunu sandığımız bir tarafımızı onlarla arıyoruz. Hepsi idealin serhaddinde susmuş bu insanların hikmetinde kaybolmuş bir dünyayı arıyorum. İstediğime onlarla erişemeyince şiire, yazıya dönüyorum.*“Günler gelip geçmekteler, Kuşlar gibi uçmaktalar.”Aziz Mahmud HüdayiEvet, günler gelip geçtiler. Fakat zamana sevgi ve inançlarının izini geçirenler hala aramızdalar; adları ve hayatları bize manevi ufuk oluyor. Beş Şehir/Ahmet Hamdi Tanpınar

  • Mehmet Yorulmaz
    2018-11-17 10:00

    Hayatimda okudugum en sıkıcı kitap. Bilgi ve icerik olarak orta halli. Fakat dil ve uslup asiri kotu. Kullanilan yapmacik kelimeler, yersiz tamlama ve betimlemeler, akici olmayan tarz, insani kitap okumaktan sogutacak kadar berbat...Ahmed Hamdi'de tam bir Cumhuriyet aydininin kafa karisikligini gormek mumkun. Bir tarafta gecmise ve dini konulara olan ilgi ve hayranligi, diger tarafta yeni rejime eli mahkum olmanin getirdigi "zorunlu sevdalilik" hali...Tam bir kesmekes...Bu kitabi okumanin en iyi tarafi kisa olmasi, nihayetinde bitmesi ve bittiginde edindigin inanilmaz ferahlama hissi...Abartiyor muyum? Oku da gor...

  • Betül Can
    2018-12-10 09:05

    Beş Şehir adlı eseri değerlendirmem gerekirse biraz anlaşılması zor bir eser.Çünkü romanda genel olarak konu bütünlüğü yok.Bana biraz anı tarzında esermiş hissi verdi.Eski bir roman olduğu için mi bilemiyorum dili de bazı yerlerde ağırdı.Eski ve anlamını bilmediğim kelimelerle karşılaşmam romanı okurken sıkılmama sebep oldu.Ama bütün bu olumsuzluklara rağmen yine güzel,yaşanmışlığı hissettiren bazı anılara yer verilmiş olması ve bazı bilgileri yazarın vermesi romanı okunası kılıyor.Tamamıyla anı veya belli bir tür yazmamış.Her şehirde ayrı bir şeyleri ele almış olan Ahmet Hamdi Tanpınar bir şehirde anılardan bahsederken diğer bir şehirde bazı güzellikleri anlatmış.Kitapta bir şeyler okuyucuyu boğuyorken bazen de okutuyor.Kitapta Evliya Çelebi'nin kitabındaki yazılara ve Evliya Çelebi'ye sıkça yer veren Ahmet Hamdi devrine göre iyi bir eser ortaya koymuş.Ama Ahmet Hamdi Tanpınar'ın bu romandan çok daha güzel romanları bulunduğunu düşünüyorum.Kitabı pek olumlu yönde eleştirememe rağmen Ahmet Hamdi Tanpınar'ın eserlerini okumak isteyenler okumalı diyorum çünkü bazı şehirlerin Tanpınar'daki izlerini görebilecekleri bir roman.Örneğin Ankara ve özellikle Erzurum'un Tanpınar'ın düşüncelerindeki,hayatındaki yerini kitabı okuduklarında anlayabilirler.Kitabın son şehri olan İstanbul'u ve de ilk şehri olan Ankara'yı okurken roman gayet akıcı olarak ilerledi ama aradaki bölümleri zzellikle Konya şehrindeyken kitap bana biraz kapandı ve bu romanı geç bitirmeme sebep oldu.Roman hakkında pek iyi şeyler söyleyemediğim için üzgünüm.

  • Ahmet Dönmez
    2018-12-02 10:52

    Anlatım dili ağır olsada yazar yer yer kendi geçmiş yaşantılarına ait anılarıyla erzurum,Ankara, konya, bursa istanbul gibi şehirleri anlatıyor. Erzurum kısmı çok akıcı erzurum, bursa ve istanbul kısmı çok akıcı geçiyor. Lakin Konya ve Ankara kısmı pek sıkıcı geçiyor. Bir seyahat ve anı kitabı olarak şehirleri değilde o şehrin tarihini ve yazarın daha önce o şehirlerde geçirdiği yaşantıları sentezlemiş ki bazı şehirlerde çocukluğu geçmiş. İşin tuhafı okumaya 100 temel eserden başlayayım dedim lakin cumhuriyet devrinin getirdiği yenilekler ve kültürde değişimleri asrileşme hareketinin kültürümüze olumsuzluk katacağını ifade eden cümleler ve sürekli osmanlı dönemine karşı bir özlem var. Sanki yazar Cumhuriyet Kazanımlarını benimseyememiş gibi bir his uyandırdı bende. Abdülhak Sinasi Hisar'ın Boğaziçi Yalıları eserinde de Cumhuriyet dönemine ait hayıflanmalar olsun Peyami Safa'nın Fatih-Harbiye'sinde olsun bunlar var. Acaba 100 temen eser listesi Hasan Ali Yücel dönemindeki kitap listesine bağlı kalınmış yoksa mevcut iktidar kendi düşünce dünyasına hitap eden kitapları 100 temel eser listesine eklemiş bilemedim.

  • Tolga Turan
    2018-12-12 09:45

    Ahmet Hamdi devrinin entellektueli imis. Guzele ve estetige onem veren bir kisiligi oldugu Bes Sehir'in iceriginden de edebiyatinin niteliginden de anlasiliyor. Bes Sehir'den yerlerin, sehirlerin de bir ruhu oldugunu anliyoruz. Ahmet Hamdi bu sehirler vasitasiyle Turkiye'nin tarihi ve o zamanki gunceli ve gelecegi arasinda baglantilar kuruyor. Bu sehirlerdeki gozlemleri ve oradaki tarihi incelemesi bir arkeolog ya da paleontolog'dan farksiz. Tarihteki yasantilara isik tutacak vesikalari bir bilim adami titizligi ile inceliyor ve bunlarin yangin vb ile yokolmasina icten hayiflaniyor. Kitabin en hos kisimlari son sayfalarinda nicin bu sehirlerin tarihi ile ilgilendigini anlattigi yerler. Soyle diyor: "Nicin gecmis zaman bizi bir kuyu gibi cekiyor? Iyi biliyorum ki aradigim sey bu insanlarin kendileri degildir; ne de yasadiklari devre hasret cekiyorum....Hayir muhakkak ki bu eski seyleri kendileri icin sevmiyoruz. Bizi onlara dogru ceken sey biraktiklari boslugun kendisidir. Ortada izi bulunsun veya bulunmasin, icimizdeki didismeden kayip oldugunu sandigimiz bir tarafimizi onlarda ariyoruz.."

  • Mert Tuzer
    2018-11-18 08:58

    Tanpınar, her bir şehir için iz yapmış özel bir zamanı anlatıyor daha çok.Ankara: Cumhuriyet sonrası,Erzurum: Mücadele yılları,Konya: Selçuklu dönemi,Bursa: Osmanlı kuruluş yılları,İstanbul: Osmanlı XIV-XIX yüzyılları arasıBunları yaparken diğer zamanlara da değiniyor elbette ama bence Tanpınar'ın bu kitapta başardığı en önemli mesele Anadolu tarihini, hiçbir dönemi atlamayarak bir bütün olarak düşünmesidir. Yani bugün yapılanın aksine ne geçmişi hatırından çıkarıyor ne de bugününü bırakıp geçmişte yaşıyor. Türkiye'nin 1071'den beri Anadolu insanın yurdu ve kültürünün kaynadığı yer olduğunu, kitaptaki bu birleştiriciliğiyle sağlıyor.İstanbul'un ise -özellikle son kısımlara doğru- içinde birçok yabancı ve azınlıktan oluşan bir metropol olduğunu vurgulayıcı anlatışı takdire şayan. Boğaziçi'ndeki tarihi mekiği yavaş yavaş çözüp gözlerimizin önüne sürmesi de kitabı tekrar okutacak cinsten.